Kaydır!: Kan, gözyaşı ve ‘hassas oğlan’lar
Ne kadar ileri gidebilirsin?”
MUSTAFA KARA
“Soft boy” ve “nice guy” kavramlarının Türkçede tam karşılığı yok galiba. Popüler kültürün güncel ifadeleri, hele de argo niteliği taşıyorsa, karşılık arayacak vakit bile bulamadan hayatımıza giriveriyor. “İyi çocuk” desen aslında tersini ifade eden ironi yok oluyor; “sözde iyi çocuk” desen çok TRT ağzı. “Soft boy” için “kırılgan çocuk” da hiç oturmuyor, çok nahif kalıyor. Kavramın özündeki hinlik, fesatlık maskeleniyor. Doğduğu kültürde eleştirel ve olumsuz çağrışımlar taşıyan bu kavramsallaştırmalar Türkçeye girerken birden olumlu pozlara bürünüyor. Yememek lazım bu numaraları! Ben “hassas oğlan” diyeceğim galiba. Argoyu da göz ardı edin, homofobiyi de zihninizden uzaklaştırın bir zahmet — dümdüz, bildiğin oğlan çocuğu manasında, “boy” yani.
Efendim, tam bu “hassas oğlanlar”ın hikâyesini anlatıyor Eksi On Altı Kolektif’in “Kaydır!”ı. Belli ki onlar da bu adlandırma meselesine takılmış, Amerikalı oyun yazarı J. Merrill Motz’un “Soft” adını taşıyan güncel oyununu, tam çevirisi yerine “Kaydır!” adıyla uyarlamış. Bu basit bir etimoloji tartışması değil elbette, oyunun özü, ruhu bu kavramsallaştırmada gizli. Son on beş yılda alternatif kültürün içinden doğan, “duygusal, kırılgan, hassas ruhlu” pozu kesen, “Ben diğer erkekler gibi değilim” performansıyla “asıl hedef“ine ulaşmaya çalışan bir erkek tipi var ya — işte o var sahnede. Burada “Asıl hedef”in ne olduğunu anlayanlarla yola devam edelim. Kısacası “performatif erkeklik” karikatürünün bir çeşidi, “toksik maskülinite”nin sinsi bir alt türü işte. Evlerden ırak! 
YENİ BENLİK İNŞASI DENEYİ
“Kaydır!”ın uyarlama ve rejisi Alp Ünsal imzasını taşıyor. 70 dakikalık, tek perdeli, “+16” bir karakomedi. Mesele erkeklik gösterileri olunca şiddet ve kan da var haliyle. Tuğra Can Bıçak’ın canlandırdığı Çivi karakteri, kaydırmalı date uygulamalarında yalnızlığının ilacını, mutluluğun dijital sürümünü arayan bir hassas oğlan. Pek başarılı değil ama. Yıllardır uygulamada, kayda değer bir gelişme yok. Yine de uygulamanın arkasındaki şirketin “Yeni Benlik İnşası Deneyi”ne gözü kapalı katılacak kadar bu uygulamaya — ve asıl hedefine — sadık. Vaat çok cazip çünkü: Hayallerindeki kadın, deneyin sonunda onu bekliyor olacak.
Elinden düşmeyen telefonunu bırakıp girdiği, bir kutudaki birkaç parça eşyayla verilen komutları uyguladığı bir deney bu. Heidi ise deneyi uygulayan ve güzel bir kadına benzeyen bir robot. Uygulamanın özü olmasa da yüzü, temsili için ideal bir form. Heidi’nin muhabbet düzeyinin ayarlanabilir olması da önemli bir hoşluk. Çoğunlukla flörtöz yüzünü gördüğümüz Heidi, iki göz dönmesiyle bambaşka bir hal alabiliyor — ama asıl mesele insan olan tarafın, yani Çivi’nin ne olduğu.
ÇİVİ, HEİDİ VE DİĞERLERİ
İzleyici önce Çivi’nin “yumuşak, anlayışlı, hak ettiğini alamayan” halleriyle tanışıyor. Tercih edilmeyen, bir türlü alfa olamayan, yediğini inkar etmeyen etine dolgun bir insan türü Çivi. Bu kaydırmalı date uygulamalarında kadınların kimleri sola, kimleri sağa kaydırdığını bilirsiniz. Genel olarak güzel ve akıllı kadınların “bad boy”ları tercih ettiği zaten bildik bir klişe. Tam buralardan ilerliyor bizim “hassas oğlan”, epey güldüyor da bu mazlumu andıran haliyle. Erkekler — tabii benzeyen erkekler — hafiften özdeşlik kurarak gülüyor. Biraz da sesli gülüyorlar ki, date uygulamalarındaki o erkek profillerinden biri olmadıkları herkesçe anlaşılsın. Oyun bu performatif rahatlığı fark eder ve gülümseyerek not alır. Yeri var bunun da hikâyede çünkü. Kadınlar için zaten tanıdıktır bu form.

Tuğra Can Bıçak, karakterin birkaç katmanlı yapısını görünür kılıyor; Çivi’nin giydiği sahne rollerinden sıyrılıp gerçek halinin çıplaklığına adım adım ilerlemesini titizlikle taşıyor. Yine de biraz daha sempatik olması, kendini sevdirmesi, özdeşliği artırması daha iyi olurdu. Ya da ben kendimden hareket ederek biraz erken bilendim karaktere bilemiyorum. Çok anladığım işler değil zaten, evlerden ırak dedik ya, “ben onlardan değilim, çünkü”, hiç anlamam! Olcay Yusufoğlu’nun canlandırdığı Heidi’nin de, insan görünümlü bir robot olarak farklı katmanları var. Heidi’nin karakter geçişleri bazen komutla oluyor, bazen algoritmayla. Çivi’ninki ise özenle oluşturduğu kabuk katman katman soyularak açığa çıkarılıyor.
Heidi’nin Çivi’den aldığı komutların aslında sembolik olduğunu; mimiklere yansıyan ile dilinde olanın çoğu kez farklı olduğunu da. Evet enteresandır mimik oyunculuğu güçlü bir robot Heidi. Olcay Yusufoğlu’nun oyunculuğu, “ideal kadını oynayan bir robotu oynamaya çalışan ve ‘çok da ideal kadın olmayan’ bir robotu” göstermekte başarılı. Bazen sertlik, bazen patlamalar, bazen bir göz hareketi, bazen sinsi bir gülümseme. Deneyin, satranç gibi işleyen yapısının güçlü dinamiklerinden biri de Heidi’nin bu değişken halleri zaten.
“Kaydır!”, mazlum “hassas oğlan” goygoyunun bittiği, yani deneyin ilk komutuyla yeni bir evreye geçen bir oyun. Asıl orada başlıyor hatta. Sadece Çivi’nin ses tonu, yüz ifadesi, meselelere yaklaşımı, insanlara dair fikirleri farklılaşmıyor; Heidi de bir flörtöz, bir otoriter, bazen ikisi birden, bazen sinsi ifadelerle “hassas oğlan”ı tuzağa çekiyor.
BİR DENEY ODASININ GEOMETRİSİ
Yasin Gültepe’nin ışığı, uygulamanın arayüzünü taklit kolaycılığına düşmeden o klinik soğukluğu yakalıyor. Ünsal’ın imzasını taşıyan dekor deney odasını imleyen bir kare, ki burası Çivi’nin hareket alanı ve deney karesinin etrafındaki bir çerçeve, ki burası da Heidi’nin hareket alanı, içeriyor. Üzerinde bir kutu bulunan küçük sehpa, telefon ekranını simgeleyen bir ekran, ışık direkleri ve bolca ışık. Mavi ve kırmızı tonların ağırlıkta olduğu bir hava hakim. Katia Merdinoğlu’nun ses ve efekt tasarımı da bu dijital ve deneysel mekanla bütünleşen bir çizgi izliyor.
“Kaydır!”, günahı adil paylaştıran bir oyun. Dijital yalnızlık ve uygulama aşkı gibi klişelerin arkasına saklanmıyor; klişeyi kimin yazdığını, kimin oynadığını, kimin alkışladığını teker teker deneyimlememizi sağlıyor. Sadece Çivi değil, biz de bir deneyin içindeyiz. Date uygulamalarında bir iki saniye içinde sağa ya da sola kaydırma rahatlığının bedelini, oyun boyunca bir sürü soruyla yüzleşerek ödüyoruz.
“Kaydır!”ın düğümü, belki de kördüğümü onca sorunun ardından gelen tek bir soruda gizli: “Ne kadar ileri gidebilirsin?”. Toksik maskülinitenin bugünkü en kibar ambalajlarından biri olan “hassas oğlan” olarak Çivi’nin buna bir yanıtı var, güçlü bir yanıt. Soru bizde, yanıtı kaydırırken düşünürüz.
*Kaydır!, sezonun son oyunlarını 8, 9, 21 ve 22 Mayıs günleri Eksi On Altı Mekan’da oynayacak.

“Kaydır!”
Yazar: J. Merrill Motz
Çevirmen ve Yönetmen: Alp Ünsal
Yardımcı Yönetmen: Katia Merdinoğlu
Hareket Yönetmeni: İzmir Tenim
Ses&Efekt Tasarım: Katia Merdinoğlu
Işık Tasarım: Yasin Gültepe
Dekor Tasarım: Yasin Gültepe, Alp Ünsal
Yönetmen Yardımcıları: Berkay Şahinoğlu, Beyza Elçin Işığan
Afiş/ Görsel Tasarım: Derya Dilege
Çeviri Asistanı: Katia Merdinoğlu
Asistanlar: Barış Ünsal, Ömer Yusufoğlu
Yapım: Eksi On Altı Kolektif
Kostüm destekçilerimiz: Knitology, Reflect Studio



