Dijital kuşatma çağı: Oyunlar mı uzun, dikkatler mi kısa?
Günümüz insanı, evinin konforunda bir dizinin sekiz bölümlük sezonunu tek gecede “yutup” bitirebilirken, tiyatro salonunda üç saatlik bir oyuna neden tahammül edemiyor?”
Tiyatro… Tiyatro… Dergisi yazarı Tolga Yıldız, bu çarpıcı çelişkiyi masaya yatırarak; meseleyi sadece “gençlerin dikkati dağıldı” sığlığından çıkarıp, sanatla kurduğumuz ilişkinin kökten değişimini sorguluyor. Tolga Yıldız’a göre dijital platformlar, seyirciye “kontrolün bizde olduğu illüzyonunu” satıyor. Kumanda elimizdeyken zamanın efendisi olduğumuzu sanıyoruz; oysa tiyatro, bizden zamanı talep ediyor. Salona girdiğimiz an, kontrolü sahneye devretmek zorundayız. Bu teslimiyet, bildirimlerle delik deşik edilmiş modern zihin için bir “mesuliyet” haline gelmiş durumda.
KADRAJ MESELESİ
Haberin odaklandığı bir diğer kritik nokta ise “kadraj” meselesi. Sinema ve dizi, yönetmenin seçtiği detayı bize dayatırken; tiyatro seyirciye “tekinsiz bir özgürlük” sunuyor. Sahnenin her köşesine bakabilme imkânı, zihinsel bir efor gerektiriyor. Hazır paketlenmiş görüntüleri tüketmeye alışan günümüz zihni, kendi kadrajını seçme zahmetinden kaçıyor.
Tiyatronun bir “eğlence makbuzu” değil, varoluşsal bir yatırım olduğunu savunan yazar Tolga Yıldız, seyircinin çifte bedel ödediğini vurguluyor: Bilet parası için harcanan geçmiş zaman (emek) ve oyun esnasında sahneye vakfedilen şimdiki zaman (ömür). Bu yoğun bağ, tiyatroyu “tek gecelik kaçamaklar” sunan dijital dünyadan ayırıp sadakat isteyen bir kaleye dönüştürüyor.
SOSYAL MEDYA DİLİ
Yazıda sadece seyirci değil, üretim tarafı da eleştiriliyor. Algoritma korkusuyla yazılan garantici metinler ve sahneye sızan “TikTok hızı”, tiyatronun o büyülü boşluklarını yok ediyor. Yıldız, tiyatrocuların “seyirci bozuldu” bahanesine sığınmadan, dramaturjik hatalarını ve ritim bozukluklarını sorgulaması gerektiğini hatırlatıyor.
Sonuç olarak tiyatro, dikkat ekonomisinin paramparça ettiği zihinler için bir “yoğunlaşma adası” olma özelliğini koruyor. Dijitalin “gel ve oyalan” çağrısına karşı tiyatro; “gel ve başkalarıyla birlikteyken kendinle kalmaya cesaret et” diyor. Tolga Yıldız’a göre kritik soru şu: “Seyirciden ne istiyoruz? “Gel ve oyalan” mı, yoksa “Gel ve başkalarıyla birlikte ama kendinle kalmaya cesaret et” mi?”
Yazının tamamını Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’nde okumak için tıklayın.
