Şuan Okunan
Hüseyin Dilan: Karagöz kendine form aramıyor, yeni hayaller arıyor

Hüseyin Dilan: Karagöz kendine form aramıyor, yeni hayaller arıyor

Söyleşi: MUSTAFA KARA

Karagöz perdesinin ardındaki ışık, yüzyıllardır toplumsal muhalefetin, dobra bir dilin ve özgün bir estetiğin peşinde. Karagöz Sanat Atölyesi’nun kurucusu, Hayali Hüseyin Dilan ile Karagöz’ün “evcilleştirilme” sürecinden bugünün tiyatro sahnelerindeki varoluş mücadelesine kadar pek çok konuyu masaya yatırıyoruz. Hüseyin Dilan, Karagöz’ü köhne bir miras olarak değil, Moda Sahnesi’nde Macbeth ile yan yana durabilen dinamik bir tiyatro disiplini olarak tanımlıyor. Karagöz’ün neden “gölge oyunu” olmadığını, perde gazellerinin neden dua sanılmaması gerektiğini ve geleneği hazmetmeden yenilik yapmanın tehlikelerini anlatan Hüseyin Dilan, bizi perdenin önündeki o “boş levhayı” yeniden doldurmaya davet ediyor.

Karagöz hep bir Ramazan eğlenceis ya da çocuklar için bir etkinlik miydi? Şimdi neden böyle algılanıyor?

Bu durum hep böyle değildi tabii. Karagöz, Osmanlı zamanının en önemli ve neredeyse biricik seyirlik sanatıydı. Düzenli olarak halk için kahvehanelerde oynanıyor. Sarayda ayrıca bir Karagöz varlığı söz konusu. Bu oyunlarda da yaş aralığı aranmamış ve genellikle genel seyirci kitlesine oynanmıştır. Ramazan, günümüzde de olduğu gibi gıda ve eğlence alanında ekonomik yönden cazip bir dönem. En önemli seyirlik sanat olduğu için dolayısıyla o ayda daha da öne çıkmış oluyor Karagöz. Salt Ramazan eğlencesi olarak algılanması Cumhuriyet dönemine hatalı aktarımı nedeniyle oluyor maalesef. Bu da sanatı bir Ramazan eğlencesi olarak yaftalanmasına  neden olmuş olabilir. Elbette Batı tiyatro biçiminin ülkemizde yaygınlaşmasının önü açılsın diye o dönemin yenilikçi etkili aydınları da Karagözümüzü epey ötekileştirmiş.

Cumhuriyetle beraber tamamen Ramazan’da nostaljik bir seyirliğe dönüşmeye başlamıştır. Bunun da sebebi yıkılan imparatorluğa ait birçok şeyin törpülenme isteğidir, bence bu önemli bir hatasıdır Cumhuriyet’in. Çocuk oyunu algısı ise yine Cumhuriyet döneminde yerleşen bir durum. Halk için etkili ve sevilen bir karakter olan Karagöz’ü yeni kurulan bir ülkenin kazanımlarını çocuklara anlatma projesi olarak başlayıp, yeni gelen sanatçıların da çocuk oyunlarının  ekonomik getirisinden ötürü bu konfor alanda kalması nedeniyle bu günlere kadar geldik.  Karagöz her zaman, her yerde oynanabilir. Ramazan ayında daha fazla yoğunlaşması sorun değil ama Ramazan’a sıkışıp kalması ve sadece çocuk oyunları ile anılması Karagöz’e haksızlık.

Karagöz Aranıyor – Işkırlak

Karagöz’ü köhne olarak kodlayan çok sayıda kişi ve kurum var. Büyük kısmı izlediği her Karagözlü oyunu genelleme hatasına düştü. Bu genelleme uğraştığımız en önemli sorunların başında geliyor. Karagöz dediğimiz gibi bir tiyatro türü. Değerlendirirken oyun bazlı değerlendirmek gerek.”

Karagöz’ün yılın her günü, her yaş grubuna hitap eden bir tiyatro disiplini olarak kabul görmesi yolunda en büyük engel nedir? Siz bu bariyeri nasıl aşmaya çalışıyorsunuz?

Karagöz, genel özelliği ile bir kukla tiyatrosudur dolayısıyla tiyatro biçimidir. Karagöz’ün düzenli olarak bir tiyatro ekibi gibi üretim içinde olması şart. Biz ekibimizi normal bir tiyatro ekibinden ayırmıyor ve ona göre hareket ediyoruz. Bu sanatın yılın her günü her yaşa hitap etmesinin önünde somut bir engel yok ama engellerden biri Karagöz icracılarının sorumluluk almamasıdır. Karagözcü elbette çocuk seyirciye ulaşmaya devam etmeli ama yetişkin veya genel izleyiciye sırtını çevirmemelidir. Sanatçıların, klasik Karagöz veya güncel Karagöz oyunu fark etmeksizin tiyatro sahnelerinde gişe açmaları ve bu konuda bir süre risk alarak inisiyatif kullanmaları gerekiyor.

Bir diğer engel dışımızdakilerin olan önyargısıdır. Karagöz’ü köhne olarak kodlayan ve genelleyen çok sayıda kişi ve kurum var maalesef. Büyük kısmı izlediği her Karagözlü oyunu genelleme hatasına düştü. Bu genelleme uğraştığımız en önemli sorunların başında geliyor. Karagöz dediğimiz gibi bir tiyatro türü. Değerlendirirken oyun bazlı değerlendirmek gerek. Bir oyun okuyup “Karagöz cinsiyetçidir” eleştirisi yapmak, Batı uyarlaması bir iş izleyip “Karagöz aslında tiyatral uyarlamalarla devam etmeli” demek veya bizim Işkırlak’ı merkeze alıp “Karagöz aslında komik ve muhaliftir” dönüşü yapmak ve kesin tespitte bulunmak hatalıdır. Eleştiri de övgü de oyuna ve sanatçıya yapılmalıdır. Karagöz sonuçta onun için hayal kuran hayalcinin bir oyuncusudur. Hayalcisi kim ise Karagöz onun kimliğine bürünür. Biz bu sözünü ettiğiniz bariyeri, birçok sahnede düzenli olarak gişe açarak ve özellikle mesafeli olan kişilere izleterek kırmaya çalışıyoruz. Moda Sahnesi üzerinden örneklendirirsem; birçok prestijli ve başarılı oyunun afişinin yanında Karagöz’ün afişinin olması çok önemli. “Karagöz Aranıyor Işkırlak” oyunumuz ve “Macbeth” oyunu aynı alanda görücüye çıkıyor. Ve aslında olması gereken de budur. Karagöz’ü, iyi içeriklerle hak ettiği gibi tiyatro sahnelerinde görünür kılmaktan başka çaremiz yok.

Karagöz dünde, günde ve gelecektedir ama ayağı hep güne basar. Bizim hâlâ eski Türkçe ile oyun oynadığımızı sananlar var, çok gülünç ve eşyanın tabiatına aykırı. Yenilik ararken çoğu zaman kendimi geleneği savunurken bulan biriyim  ben. Geleneği hazmetmeden üzerine yeni bir şey inşa edilmemeli.”

Kültürel bir mirası koruma kaygısı ile çağdaş metinleri perdeye uygulama özgürlüğü arasındaki o ince çizgiyi nasıl koruyorsunuz? Gelenek direnmiyor mu, gelenek ile gelecek perdede nasıl çatışıyor? Karagöz’ün “eskimeyen” tarafı bu yeni hikâyelerin neresinde duruyor?

Bu soru önemli. Teşekkür ederim. Bu konuya karar verici bir mercii yerden değil ama gelenek tarafından bakan bir Karagözcü gibi bakmaya çalışacağım. Karagöz, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’nde. Yanı sıra Karagöz yaşayan bir sanat ve aynı zamanda kültürel bir bellek özelliği taşıyor. Sadece Karagöz oyunlarını inceleyerek toplumun değişimini, gelişimini takip edebilirsiniz, bellek olma özelliği bundandır. Yaşayan miras diyoruz, bu da Karagöz’ün hareket halinde olduğu anlamına geliyor. Karagöz’ün günde olması ve bellek olarak görüyorsak şayet bu günü belleğe aktarması gerekir.

Gelenek, gelecek çatışmasına gelirsek; ben kendimi bir gelenek sanatçısı olarak görüyorum. Benim var olan biçimi korumak ve ileride usta olacak çıraklarıma da aktarmak gibi bir sorumluluğum var. Bu elbette “yaşayan miras” dediğimiz alan içinde denemeler yapmama mâni değil. Çünkü ben değiştirdiğim şeyin muhteviyatını biliyorum. Karagöz dünde, günde ve gelecektedir ama ayağı hep güne basar. Bizim hâlâ eski Türkçe ile oyun oynadığımızı sananlar var, çok gülünç ve eşyanın tabiatına aykırı. Yenilik ararken çoğu zaman kendimi geleneği savunurken bulan biriyim ben. Geleneği hazmetmeden üzerine yeni bir şey inşa edilmemeli. Klasik tiyatroda da öyledir. Şekspir’i hatmeden Hamlet uyarlanamaz sonuçta. 2018’de, halen oynadığımız “Işkırlak” oyunumuzla gişeye çıktık. Oyun; kendine gönderme yapan özeleştiri içeren bir oyun.

Bir kaç sene sonra açılan bu yetişkin yoldan hareketle Murat Hoca’nın (Murat Karahüseyinoğlu) Beckett’ten uyarladığı “Godot Bize Gelmez” oyununu çalıştık. Son oyunumuz iki hayal perdesi ile oynanan “Baba” oyunu. Çağdaş bir metinle veya klasik bir tiyatro uyarlamasıyla Karagöz üzerinden derdimi anlatabiliyorsam denemekten çekinmem. Klasik oyunların Karagöz’e uyarlanmasında bir sakınca yok. Yüz küsur yıl önce Moliere uyarlamış ustalarımız var, bunlar yeni şeyler değil zaten. Tüm bu çalışmaları saygı ve mutlulukla karşılıyorum. Karagöz adına perdede yapılan her güzel denemenin başımızın üzerinde yeri var. Ancak bunları yaparken Karagöz adına biçim tartışmasına girmemek gerek.  Bunu şunun için özellikle söylemek istedim, bu tarz denemelerden sonra; “Karagöz artık bu şekilde klasik tiyatro formuyla yapılmalı, ancak böyle hayatta kalabilir” gibi tespitler duyduk, böyle büyük iddialarda bulunmak, var olan biçimiyle yüzlerce yıldır devam eden bir seyirlik sanat için kabul edilesi değil. Karagöz kendine form aramıyor ki yeni hayaller arıyor. Bunun dışında bizim oyunlarımız geleneksel biçime çok yakın olmasına rağmen eleştiriliyoruz bazen biz de, olabilir. Bence korunması gereken şey Karagöz’ün dobra ruhu ve biçimidir.  Karagöz; başka hiçbir yapıya benzemeyen özgün bir yapı. Girişi, gazeli, muhaveresi, fasılı ve hitamı ile farklı bir sanat. Perde gazelimizi dua gibi lanse edenler var mesela. Oysa perde gazeli, onu Dünya mirası listesine aldıran öğelerden biri. Birçok gazel de oyunun yapısına göndermedir, dua değildir. Eski Türkçe olduğu için perde gazellerini anlamayıp dua olarak algılamak, üzerinde Arapça yazı olan her kağıdı dua sanmak kadar safça. Karagöz’e olumlu anlamda nefes veren her çalışmayı takdir ediyorum ama korumacı yaklaşmaya da mecburum.

Ayrıca Bakınız

Bugünkü mevcut durum ile hedeflediğiniz seyirci arasında nasıl bir makas var?

Seyircimiz aslında düzenli tiyatro seyircisi. Bazen nostalji yaşamak isteyip gelenler de var ancak genel olarak bizim de hedefimiz bilinçli tiyatro seyircisi. İlk gişe açtığımız zamanlar büyük boşluklara oynadık. Bilinen hatalı Karagöz algısı nedeniyle seyirci önyargılıydı. Düzenli gişe açarak ve bu sekiz yıllık süreçte üç yetişkin oyunu çıkararak bunu kırdık biraz. İlk oyunumuz Işkırlak seyirci tarafından beğenildi ve her gelen bir dahaki oyuna çevresindekileri getirmeye başladı. Biraz kulaktan kulağa oldu seyirci toplamamız. Turneler yaptık, birçok sahnede gişe açtık.

Moda Sahnesi’nde düzenli olarak oynamamız ve üzerine bunu üç senedir de canlı müzik eşliğinde oynamamız bizi daha görünür kıldı. Ocak ayındaki son oyunumuzu kapalı gişe oynadık. Moda Stüdyo Sahnesi kapasite olarak küçük olmasına rağmen bir Karagöz oyununun sekizinci senesinde bunu başarması umut veriyor. Hedefimize ulaştık diyemem, hâlâ önyargılardan kaynaklanan büyük makas devam ediyor tabii.

Bugün yapılması en acil şeyler nitelikli metin üretimi ve icracı eğitimidir. Bu aciliyet çocuk Karagöz oyunları için de geçerlidir. Bunun yanında kesinlikle kâr-ı kadim Karagöz oyunu uyarlamaları tekrar sahnelerde denenmeli ve dün ile bugün arasında köprü kurulmalı.”

Karagöz gölge sanatı için bugün yapılması gereken en acil şey nedir? Önce hangi adımı atmalı?

Özür dileyerek,  öncelikle kendi açımdan bir düzeltme yapmam gerekiyor “Karagöz gölge oyunu değildir.” Sorunuza gelirsem; bana göre bugün yapılması en acil şeyler nitelikli metin üretimi ve icracı eğitimidir (usta- oyuncu) Bu aciliyet çocuk Karagöz oyunları için de geçerlidir. Bunun yanında kesinlikle kâr-ı kadim Karagöz oyunu uyarlamaları tekrar sahnelerde denenmeli ve dün ile bugün arasında köprü kurulmalı. Biz daha seyircilere baştan sona klasik Salıncak oyunumuzu bile izletemedik maalesef.

Özgün ve elbette “yeni” metin üretimleri için geleneği bilen veya bilmese de çeşitli atölyeler vasıtasıyla metin yazarlarıyla bir araya gelinip Karagöz biçimini hazmettirmek gerekiyor. Sonucunda bu yazarlardan gelecek olan nitelikli metinlerle iyi bir çıkış yakalayabilir Karagöz. Bunun yanı sıra nitelikli icracı yetişmesi gerekiyor. Bu tabii usta çırak disipliniyle ilerleyen bir süreç olduğu için daha çok biz Karagözcülerin ve Karagöz ile uğraşan kurumların sorumluluğunda olan bir durum.


Tüm Hakları Saklıdır 2024 - Tasarım: Merhaba Grafik