Oyun Laboratuvarı: Hilmi’yi hepiniz tanırsınız
MUSTAFA KARA
Sanayide gecenin körü nedeni belirsiz bir patlama, hayatta kalan sıradan bir kaportacı ve şok halindeyken diline takılmış olan o isim: Hilmi! Kaportacı Mehmet Usta’nın hafızası paramparça olmuş hatırlamıyor, ne o geceyi ne Hilmi’yi. Tanıkların dünyadan haberi yok. “Kimsin ve Neredesin Ulan Bay Hilmi”, Oyun Laboratuvarı’nın absürt öğelerle yüklü kara mizah oyunu.
28 Ağustos’ta Eskişehir Yapboz Dünya’da prömiyer yaptı, sonra İstanbul’a, Mekan Eksi On Altı’ya geldi. Oyunun yazarı Cansu Atılgan Pazvantoğlu, yönetmeni Fatih Pazvantoğlu, tek kişilik performansıyla sahnede göz dolduran isim ise Girne’deki Arkın Yaratıcı Sanatlar ve Tasarım Üniversitesi Öğretim Üyesi olan Dr. Özgün Can Karaburun.
SANAYİDEN, MAHALLEDEN, MAHPUSTAN ERKEKLİK HİKAYELERİ
Mehmet Usta’nın hikayesi bizi havalimanından alıyor; tiner, boya ve yanık kokan sanayiye götürüyor, oradan sorgu odalarına, adliyelere taşıyor. Sanayi için sıradan sayılabilecek bir bir akşam, dükkanında demlenen ustanın etrafında işe yaramaz arkadaşları, ortadan kaybolan çırağı ve sanayiye musallat olmuş mafyatik tipler var.
Bir de Hilmi. Hilmi’nin kim olduğu da, o gece patlamaya varan olaylar da bilinmiyor. Ölüler var, çırak kayıp, iş ciddi. Mehmet Usta’nın kafa gidik, anlattıkları tutarsız. Biz tüm bu tablo içinde, adına “sanayi” denen o erkek yapıyı, o atölyelerde yaşanan çatışmaları, “tek cinsin hakim olduğu” o dünyanın yalnızlıklarını, elbette küfür ve argoyla dolu sokak ağzını, karakol ve adliye koridorlarının saçmalıklarını, cezaevinin nedense biraz sanayiyi andıran o tuhaf, hiyerarşik yapısını, tüm bunların insan beyninin derinliklerinde bıraktığı karanlık noktaları izliyoruz. Aklımızda hep o tek soru, “Kim bu Hilmi ve nerede?”
ÇIRAKLIKTA GEÇEN ÖMRÜN İZLERİ
Oyun Laboratuvarı, oyunun sorularını “Mehmet’e eşlik etmeye, birlikte Hilmi’yi bulmaya hazır mısınız? Siz de Hilmi’yi hiç tanımadığınızı iddia edebilirsiniz. Emin misiniz?” diyerek genişletiyor. Sahnede sözler, mimikler, jestler ilerledikçe tanıdığımızı anlıyoruz. Hem de çok yakından. Ama bir o kadar da uzak aslında. Mesela Mehmet Usta karakterinin en az 10 versiyonunu biliyorum ben. Sözün tam burasında Hilmi ve Mehmet cümle içinde yer değiştirebilir. Mehmet Usta’yı tanıyorsak Hilmi’yi de tanıyoruz evet. Oyunun sonunda Hilmi’nin kim olduğunu öğrenirsiniz, aceleye gerek yok; nihayetinde metaforik olarak bir aynadır Hilmi, bakanı gösterir. Mehmet Usta bakar kendini görür, ben bakarım kendimi görürüm. İnsan insana benzer o mesele değil, mesele baktığını görmekte değil, anlayabilmekte.
Yazar Cansu Atılgan Pazvantoğlu’nun erkeklere ait dünyalara dair gözlemleri oldukça başarılı ve Fatih Pazvantoğlu’nun rejisinin doğallığı bizi halk kültüründeki hikaye anlatıcılığına oldukça yaklaştırıyor. Sadece anlatılanı değil, anlatılma biçimini de biliyoruz. Atölyede, mahallede, mahpusta anlatılan yarısı yalan, kalan yarısı da biraz abartı erkek hikayeleri işte! Mehmet Usta’nın hafızası bölük pörçük olmasa daha kusursuz abartır kuşkusuz, kafası yerinde olmadığı için o şaşkınlıkla birlikte dinliyoruz bu kez. Özgün Can Karaburun’un sanayide çıraklıkta geçen ömrünün izlerini yüzünde biriktirmişcesine sahneye taşıdığı, eşsiz jest ve mimikleriyle bezediği Mehmet Usta’nın üslubu bu.
TANITIM VİDEOLARI ÜZERİNE BİR İKİ NOT
Yeri gelmişken ve üzerine çokça düşündüğümüz bir dönemden geçerken, “Kimsin ve Neredesin Ulan Bay Hilmi” oyunuyla ilgili hazırlanan Instagram reelslerine de değinmeden geçmeyelim. Kaportacı, esnaf lokantası, sorgu odası, hastane gibi yerlerde çekilmiş bu çok kısa videolar, gerçek mekanın duygusunu taşıyor. Karakteri o anda görmek ise oyunun akıp giden bir hayatın içinden bir kesit olduğunu hatırlatıyor. Bu ve benzeri birkaç tanıtım çalışması oyunların “gerçek dünya”dan fotoğraf, videolarla tanıtılmasına olan mesafemi epeyce kısalttı açıkçası. Karakteri oyun dışında detaylarda görebildiğimiz, iyi tasarlanmış, estetik değeri olan bu videoların izleme ve anlama keyfini de artırdığını söyleyebiliriz.
Unutmadan, oyunun müziklerini de not edelim mutlaka. Neşet Ertaş’ın türküsünü hepimiz biliriz elbette de, oyunda yer alan diğer iki şarkının seçimleri değişik ama başarılı. Herkesin bildiği arabesk şarkılarla duyguları coşturmak yerine, meraklısının bildiği, kendi dünyalarında oldukça popüler iki parça seçilmiş. Adanalı Ayhan ve Samet Burak Ay’ı bu vesile duydum, milyonlarca kez izlenmiş elektro bağlama yüklü kliplerine ilk kez oyundan sonra göz attım. Sonra da bir daha açmamak üzere kapattım elbette ama bir gün bir kaportacı dükkanında gazeteler üzerinde içersem mutlaka açarım, orası kesin.

“Kimsin ve Neredesin Ulan Bay Hilmi”
Yazan: Cansu Atılgan Pazvantoğlu
Yöneten: Fatih Pazvantoğlu
Oynayan: Özgün Can Karaburun
Reji Asistanı: Yiğit Erdinç Çınar
Afiş Fotoğrafı: Volkan Kovancısoy
Fotoğraf ve Video: Tunca Onat Uğantaş, Yiğit Erdinç Çınar
Makyaj: Nilüfer Arat
Oyun Müzikleri:
Bu aşkta Zararım var- Adanalı Ayhan
Söz: Doğan Nurlu Müzik: Esef Nurlu
Yiyosa Gelme- Samet Burak Ay
Söz-Müzik: Osman Karakaya
Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm
Söz-Müzik: Neşet Ertaş
Bağlama: Alpaslan Bozok
Süre: 50’
Yaş Sınırı: +18