Sandalyeler: Maskeler, sessizlik ve yalnızlığın temsili
Haydi cicim… Pencereyi kapat, durgun su fena kokuyor; hem de içeriye sivrisinek doluyor.”
DİLAN AYDEMİR
Bu sıradan, gündelik uyarı, Sandalyeler’in bütün evrenini açan bir eşik gibidir: Dışarıda çürüyen bir dünya, içeride ise konuşarak ayakta tutulmaya çalışılan kırılgan bir yaşam… Eugène Ionesco’nun absürd tiyatronun temel taşlarından biri olan bu başyapıtı, yaşlı bir çiftin ıssız bir adada -ya da yalnızca kendi zihinlerinin içinde- kurdukları düzen üzerinden varoluşun boşluğunu sahneye taşır.
Bambu Tiyatro ve Ankara Devinim Tiyatro, Ahmet Yapar’ın rejisiyle metni açıklamak yerine boşluğu görünür kılmayı tercih ediyor. Bu sahnelemede maskeler, sahnede ayrı bir nesne veya karakter olarak değil, Buket Göçer ve Celal Can Tanrıveroğlu’nun taktığı beden ve yüz uzantıları olarak işlev görüyor. Maskeler, çiftin yalnızlığını, görünmeyen konukların yokluğunu ve iletişimsizliği görselleştiriyor; aynı zamanda oyuncuların bedensel anlatımını güçlendiriyor. Yüzler silinirken, maskeler karakterin içsel boşluğunu seyircinin gözünde ritüelleştiriyor.
Reji, metinde ima edilen “yüksek”, manzaralı mekânı bilinçli biçimde reddeder. Sahne, yerle teması koparmış bir fener değil; tam aksine, çökük ve dar bir alan hissi verir. Zemin koyu, duvarlar belirsiz, ufuk yoktur; sesler boğuk ve tekdüzedir. Bu mekân seçimi, oyunu metafizik bir bekleyişten çok içsel bir sıkışmaya dönüştürür ve seyirciyi yukarıya değil, aşağıya çeker.

Ahmet Yapar’ın rejisinde sandalyeler, dekoratif çoğalma unsuru değil, sahnedeki hareketi sınırlayan dramaturjik bir aygıttır. Oyuncuların her adımı, sandalyelerin bilinçli yerleştirilmesiyle sınırlandırılır. Ortalara gelindiğinde yaşlı çift artık sandalyelerin arasında değil, sandalyelerle ve maskelerin yarattığı görsel alanın içinde var olmaktadır. Metindeki “kalabalık” duygusu, fiziksel bir tahammülsüzlüğe dönüşür.
Buket Göçer ve Celal Can Tanrıveroğlu, İhtiyar Kadın ve İhtiyar Adam rollerinde grotesk tipler yerine, tükenmiş iki bedeni sahneye taşır. Abartılı mimikler ve yüksek sesli kahkahalar bilinçli olarak sınırlandırılmıştır; komik olan, oynanmaz, ortaya çıkar. Oyuncular arasındaki ilişki şefkat değil, birbirine tutunma zorunluluğu ile kuruludur. Dokunuşlar kısa, tekrar eden ve refleksidir; sarılmalar koruyucu değil, düşmemek içindir. Maskeler, oyunculuğun bu yıpranmış ritmiyle birleşir ve sahnedeki boşluğu, görünmeyen konukların yokluğunu somutlaştırır. Seyirci, çiftin yalnızlığı ve iletişimsizliği aracılığıyla sahnenin ritmine dâhil olmaktadır.
Reji, absürtlüğü hızlandırmak yerine yavaşlatıyor. Diyaloglar arasında uzun ve rahatsız edici boşluklar bırakılıyor; sandalyeler taşınırken çıkan sesler —sürtünme, devrilme, ayak sesleri— sözlerin önüne geçiyor. Akif Bulut’un ışık tasarımı ve Baran Türkan ile Duru Yıldırım’ın ses-efekt çalışması, dramatik vurgu yaratmak yerine sahnedeki tekinsiz sürekliliği korur. Yardımcı yönetmen Ahmet Sezer Çelik ve sahne amiri/asistan Hayat Halıcı’nın katkıları, bu boşluk dramaturjisinin teknik sürekliliğini destekler.
Oyunun sonunda, İhtiyar Adam ve İhtiyar Kadın’ın yalnızlığı doruğa çıkar. Görünmez konuklar hâlâ fiziksel olarak yoktur; tüm iletişimsizlik ve boşluk, çiftin bedenlerinde ve taktıkları maskelerde somutlaşır. Sandalyeler ve maskeler, çiftin yokluğunu ve sessizliği çerçevelemektedir. Seyirci, yalnızca çiftin yokluğunu ve boş alanı değil, aynı zamanda varoluşun kırılganlığını da deneyimler.
Bu sahneleme yaklaşımı, Sandalyeler’i absürd bir “anlamsızlık oyunu” olmaktan çıkarıp, modern insanın ifade edememe hâlinin bedensel bir kompozisyonuna dönüştürüyor. Ahmet Yapar’ın rejisi, Ionesco’nun metnini açıklamak yerine sıkıştırır, daraltır ve seyircinin nefesini kesmeyi tercih ediyor. Maskeler, dekor, ışık, ses ve oyunculuk bir bütün olarak dilin yetersizliğini görünür kılarak seyirciyi yalnızca bir izleyici değil, deneyimin katılımcısı hâline getiriyor.
* “Sandalyeler”, 17 Ocak Cumartesi 2026 saat 16:00 ve 24 Ocak Cumartesi 2026 saat 20:00’de Bambu Sahne’de izlenebilir. Biletler BiletiniAl‘da.

“Sandalyeler”
Yazan: Eugène Ionesco
Uyarlayan / Yöneten: Ahmet Yapar
Yardımcı Yönetmen: Ahmet Sezer Çelik
Sahne Amiri / Asistan: Hayat Halıcı
Dekor Tasarım: Cengiz Bağlan
Maske Tasarım: Zeynep Kara, Mehmet Gündoğan
Işık Tasarımı: Akif Bulut
Ses & Efekt Tasarımı: Baran Türkan, Duru Yıldırım
Koordinatör: Murat Yiğit
Oyuncular: Buket Göçer, Celal Can Tanrıveroğlu
