TÜİK Verileri-1: Seyirci artışı durdu, bağımsız tiyatro krizde!
TÜİK verileri açıklayınca “Tiyatro izleyicisi arttı” haberleri anında ortalığı kapladı, ancak gerçek hiç öyle değil. Geçen sene %28,2 olan artış, bu sene %1,6 düzeyine geriledi. TÜİK bülteni bu oranı vermediği için haberlerde yok, ancak bülten ile yetinmeyip detaylara inince başka gerçekler de ortaya çıkıyor. Seyirci artışı sadece devlet ve belediye tiyatrolarında. Özel tiyatrolarda 252 bin seyirci düşüşü var. Ticari tiyatro ayrıca hesaplanmadığı için oradaki artış, bağımsız tiyatronun çok daha yüksek olan seyirci kaybını maskeliyor.
MUSTAFA KARA
Türkiye İstatistik Kurumu 2024-25 sezonu sahne sanatları istatistiklerini bugün yayınladı ve “Tiyatro seyircisi arttı”, “Tiyatro seyircisi 8 milyonu aştı” başlıklı haberler anında her yeri kapladı. Geçen yıl yaşanan %28,2’lik artıştan sonra ortada ne gerçek bir artış var, ne de mevcut durumu koruma hali. Pasta büyümüyor, ancak yeniden paylaşılıyor, tüm denklem bağımsız tiyatronun aleyhine işliyor, ödenekli ve ticari tiyatro kazanırken bağımsız tiyatro krize sürükleniyor.
Nasıl mı?
Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2024-2025 verilerini incelemeye tiyatro türlerine göre izleyici sayılarından başlamadan önce hatırlayalım: Son birkaç yıldır birbiriyle çelişen iki ayrı söylemi sıklıkla duyuyoruz. “Tiyatro altın çağını yaşıyor, seyirci artıyor” ve “Tiyatronun krizde, hatta yok oluşa gidiyor.”
Aslında ikisi de doğru. Sahnenin gerisinde aslında ne döndüğünü anlamak için verilere bakalım: TÜİK verileri tiyatro türlerine göre seyirci sayıları konusunda ne diyor? 2023-24 sezonunda görülen %28,2’yi bulan toplam seyirci artışı, geçen sezon durma noktasına geldi: Artış yalnızca %1,6. O kadar küçük bir oran ki, TÜİK basın bülteninde bu veriyi özenle gölgede bıraktı, o yüzden çoğu haberde yüzde olarak okuyamıyorsunuz. “Seyirci sayısı arttı” ve “8 milyon aştı” cümleleri arasında gerçekler özenle örtülüyor. Artış sadece 130 bin kişi; yani 8 milyon 53 bin olan seyirci sayısı 8 milyon 183 bin 257’ye yükseldi.

“Bu krizli ortamda yine de fena değil” diyenler çıkabilir. Kazın ayağı hiç öyle değil. Doğru soru şu: Bu 130 bin nereden geldi, kimin hanesine yazıldı? Sırayla bakalım.
Devlet Tiyatroları seyirci sayısını 1 milyon 794 binden 1 milyon 951 bine çıkardı; toplamda 157 bin kişilik bir artış.
Belediye tiyatrolarının seyirci sayısı 1 milyon 677 binden 1 milyon 938 bine yükseldi; 261 binlik bir artış.
Özel tiyatrolar 4 milyon 321 binden 4 milyon 69 bine geriledi: Toplamda 252 bin seyirci kaybetti.
Bu tablo, pastanın büyümediğini, ama yeniden bölüşüldüğünü söylüyor. Kamu bütçesiyle beslenen tarafta belediye tiyatroları %15,5, Devlet Tiyatroları %8,7 büyürken, büyük ölçüde desteksiz olarak kendi yağıyla kavrulan özel tiyatro alanı küçüldü.
DT: 4,5 MİLYAR HARCAMA, 2 MİLYON SEYİRCİ
Belediye tiyatrolarının maliyetini tek elden bulmak güç, o yüzden ayrı tutalım; ama Devlet Tiyatroları’nın bu tabloya ulaşmak için kamu bütçesine çıkardığı fatura ortada. Devlet Tiyatroları 2024’te 3,36 milyar lira, 2025’te 4,5 milyar lira bütçe kullandı. Bütçe yıllık, seyirci sezonluk hesaplandığı için kuruşu kuruşuna oran çıkarmak güç; ama kaba bir hesapla tek bir seyircinin kamuya yükü 2 bin lirayı aşıyor. Yıllık 2 milyonu bile bulmayan seyirci sayısı için 2024’te 3,36 ve 2025’te 4,5 milyar lira harcanmış. Hepimizin cebinden çıkan para bu, her bir DT bileti için yaklaşık 2 bin lira!
BAĞIMSIZ TİYATROYA NE DÜŞÜYOR?
TÜİK istatistiklerinde 4 milyonu aşan seyirci sayısıyla Devlet Tiyatroları ile belediye tiyatrolarının toplamından daha büyük bir ağırlığa sahip olan özel tiyatrolar, Türkiye’de tiyatronun ana taşıyıcısı konumunda. Gelgelelim bağımsız tiyatroların yıllardır dile getirdiği eksik de tam burada düğümleniyor: TÜİK bir sınıflandırma yapmıyor. 25 kişilik bir sahnede oyun çıkaran bağımsız bir topluluk da, 2500 kişilik salonda dev bütçeyle sahne kuran ticari bir yapım da istatistikte aynı hanede toplanıyor. Açıklanan 252 binlik kaybın adresi de bu yüzden belirsiz. Elbette istatistikte belirsiz, hayatın içinde çok berrak.
Zorlu PSM ya da AKM Opera Salonu gibi 2500 kişiyi bulan büyük salonlarla dahi yetinmeyip 3500 kişilik kongre merkezlerine, Bostancı Gösteri Merkezi gibi konser alanlarına taşınan ticari tiyatroların son yıllardaki yükselişi herkesin malumu. “Tiyatronun altın çağı”, “Seyirci patlaması” gibi söylemlerle ifade edilen bu dönem, popüler isimlerin art arda tiyatro sahnelerine yönelmesiyle kendini gösteriyor. Ticari tiyatrodaki büyümenin özellikle son birkaç yılda ciddi boyuta vardığını, seyirci sayılarının büyük oranda arttığını gözlüyoruz.
Ticari tiyatroda seyirci azalmak şöyle dursun belirgin biçimde arttığına göre, gerçek kayıp sadece 252 bin kişi olabilir mi? Bu sayılar, kendi yağıyla kavrulan özel tiyatrolar ve özellikle de bağımsız tiyatro için ciddi bir izleyici krizine işaret ediyor, alarm zillerinin çalmasına neden oluyor.
Evet, veriler gösteriyor ki, izleyici artışı durdu, sabit kalan seyirci yeniden paylaşıldı. Üstelik bu sayılar 2024-2025 sezonunun verileri. Bitmekte olan 2025-26 sezonunda durumun hiç de parlak olmadığını söylemek mümkün. Geriye yanıtını çoğumuzun bildiği, ama yüksek sesle sormaya çekinilen bir soru kalıyor: Cebimizden çıkan parayla büyütülen bu tabloda kamu kaynaklarının adaletsiz dağılımı tiyatroyu mu büyütüyor, yoksa tiyatronun bir bölümünü ötekinin sırtından mı besliyor?
* Veriler 2 Haziran 2026 tarihinde açıklanan TÜİK Tiyatro İstatistikleri (2024-2025) ile Devlet Tiyatroları bütçesinden derlenmiştir.


