Şuan Okunan
Murat Karahüseyinoğlu: Karagöz bir tiyatro yapma şeklidir

Murat Karahüseyinoğlu: Karagöz bir tiyatro yapma şeklidir

Söyleşi: MUSTAFA KARA

Geleneksel Türk tiyatrosunun mihenk taşı Karagöz, yüzyıllar boyunca toplumsal eleştirinin, mizahın ve felsefenin aynası oldu. Peki ne oldu da bu hayal oyunu, sadece Ramazan akşamlarına sığdırılan ya da çocuklara diş fırçalamayı öğütleyen bir eğlenceye dönüştürüldü. Karagöz ne zaman ve nasıl “evcilleştirildi”? Shakespeare, Beckett, Ionescu’nun oyunlarını Karagöz perdesinde yeniden yorumlayan Öteki Tiyatro’dan yönetmen Murat Karahüseyinoğlu, Karagöz’ün Tanzimat’tan Cumhuriyet’e uzanan sancılı dönüşümünü, devlet eliyle kurgulanan yeni kimliğini ve bugünün tiyatro disiplini içindeki yerini tüm çıplaklığıyla masaya yatırıyor. Karahüseyinoğlu, Karagöz’ü bir “nostalji nesnesi” olarak görenlere karşı, onun evrensel bir tiyatro formu olduğunu hatırlatıyor ve “Karagöz ile ilgili bir boş levha olan seyirci için bu bir fırsattır. Biz ne verirsek Karagöz de o olacaktır.”

Doğuşundan bugüne Karagöz’den söz ederek başlayalım mı? Karagöz neden şimdi sadece bir Ramazan eğlencesi ya da çocuklar için etkinlik olarak algılanıyor?

Mısır’dan, Sultan Selim aracılığıyla getirildiği başta olmak üzere, Karagöz’ün ortaya çıkışı ile ilgili bir sürü belgeli belgesiz görüş var elbet ama Tanzimat ve sonrası Meşrutiyet ile birlikte ülkenin dışa ve de özellikle de Batı’ya yeni tabirle ‘açılımı’ ile bazı şeyler daha konuşulur, yazılır, sorgu sual edilir olmaya başlamıştır. Cumhuriyet ile birlikte ‘ulus devlet’ olma yolunda ise ‘eski-yeni’ ‘gelen-giden’ şeklinde özetleyebileceğimiz gelişmelere bağlı, ister istemez köklü eski tu kaka ilan edilmiş, yeni ve köklenmesi gereken de idealize edilerek hem ikna hem de yayma ihtiyacı içine düşmüştür.

Sözel geleneğe bağlı ezberleme, olanı tekrar etme diye özetlenebilecek eğitim-öğretim anlayışı matbaanın da yayılması ile birlikte sorgu sual edilen, dairenin ve de ezberin dışına çıkılan örneklere sahne olmaya başlamış ve bundan Karagöz de nasibini almıştır. 1877- Osmanlı Meclis-i Mebusan’ında Manok Efendi şöyle bir konuşma yapıyor: “Eğer mizah soytarılıksa Karagözcüleri de kaldırmalı. Mizah gazetecileri bu uygun olmayan sanatla para kazanıyor deniliyor, eğer bundan dolayı bu sanatı yasaklamak gerekirse bundan daha alçak ve kötü sanatlar vardır.” Cevaben Hasan Fehmi Efendi de şöyle diyor: “Karagöz var, komediler var, gazinolar var, başka türlü türlü güldürüler var ki gerçekten ahlakı bozarlar. Onları da kaldırmalı. Oysa, bunların tümünde bir yarar görülüp yerinde bırakılıyor. Mizah gazetelerinde hiç olmazsa, alfabe öğreniliyor ki bu da yararlıdır. Karagöz de ne öğreniliyor?”

Tanzimat ve moda tabirle ‘açılım’ günleriyle birlikte sokağa çıkma- gece sokağa çıkmalar-konuşanlar- yayıncılık vs- 1839 sonrası batılılaşma hareketleri (Karagöz sonuçta ışık gölge- kapalı mekan oyunu) kahvehanelerin çoğalması… 1860-1908 Direklerarası denen semtte toplanan eğlence dünyası, yaşanan yangına bağlı olarak yeni gözde Pera’ya taşınıyor ve gösteriler Batılı normlarda yapılırken elbet ‘eski’ olan Karagöz batılılaşmanın merkezi konumundaki Grand Pera’da kendisine küçük de olsa bir yer bulamıyor. Türkçe tiyatro imtiyazı Ermeni sanatçı Güllü Agop’a verilmiştir, gelenekçiler de doğaçlamaya dayanan tuluat tiyatrosu ile batılı sayılabilecek bir çıkış yolu arıyorlar.

Tüm bu köksüz açılım çabaları iki ayrı semtte bir müezzin ve imamın teravih namazı sonrası cemaati arkalarına takarak kahvelerin kapatılması, Karagöz oyunlarının yasaklanması, kadınların evden çıkmaması gibi taleplerle yola çıkması ‘Meşrutiyetin şeriatı kaldırmasına göz yummayız’ naraları ile baskılanmış yok edilmeye çalışılmıştır.

Uzun süren savaşlar sonrasında ilan edilen Cumhuriyet ile birlikte devrimler birbirini izler. Tüm devrimler gibi Türk devrimi de ciddidir, komiğin ve gülmenin bozguncu gücünden kuşku duyulur. Devrimin gerçekleştirdikleri alay konusu bile olamaz ve gülmek sadece ‘geçmişe’ gülündüğü ölçüde onaylanır olur. Karagöz de bundan nasibini alır: Yüzyılların cahil, açıkgöz, çıkarcı, düzenbaz, bozguncu, uyanık Karagöz’ü- yeni Cumhuriyet’in arı Türk vatandaşını, Hacivat da eski Osmanlı’yı temsil etmelidir, diye düşünülür. Karagöz cahil bırakılmasının, ezilmişliğin kurbanı, yüksek Türk ahlakı ve zekasının temsilcisidir artık ve Karagöz yeni devletin asıl unsurunu temsil ettiğinden/edeceğinden kendisine atfedilen olumsuz özelliklerinden arındırılmalıdır, olumsuzluklar da riyakarlığın, sinsiliğin, çıkarcılığın yapmacıklığın temsilcisi Hacivat’a yüklenmelidir. Öyle de olur.

Karagöz, Cumhuriyet rejimini yerleştirme ve yayma aracı olarak, Halkevleri çatısı altında, baş aktörleriyle kuru bir propaganda eğitim aracına dönüşmüştür. Kilisenin tiyatroyu kullanması gibi yeni Türkiye de devrimleri yaymak/yerleştirmek için, okuma yazmanın en azda olduğu- konferanslarla bir yere kadar sonuç alınan-yayınların ise her yere ulaşamadığı halka Karagöz ile ulaşmayı akıl etmiş, başarılı da olmuştur. Bu doğrultuda Karagöz oyunu halkevleri tarafından halkı eğlendirerek eğitmek ve inkılapları benimsetmek amacıyla bir propaganda aracı olarak kullanılmıştır. Halkevleri yönetmeliğinde kukla ve Karagöz gösterileri düzenlenmesinin halk terbiyesi bakımından temsil şubesinin görevleri dahilinde olduğu yazılıdır. Yerleşik tiyatronun gidemediği yerlere Karagöz sanatçılarının kolay ve masrafsız ulaşabilmektedir. 1940 yılında 519 kukla ve Karagöz temsili verilmiş ve 49 bin 732 kişi de izlemiştir.

Halkevlerinin kapatılmasıyla bu macera da sonlanmıştır ancak algı yerleşmiş ve hala da devam etmektedir. Karagöz oyunları yetişkinleri boşvermiş doğrudan çocuklara yönelmiş ve ‘çevre’ ‘temizlik’ ‘diş fırçalama’ ‘çöp’ ‘sevgi’ ‘kardeşlik gibi, eğitim/öğretimi sorgulamadan olanın ezberi ve tekrarı olarak gören devlet aygıtının ve onun gene onun sorgulamayan uygulayıcılarının elinde koftiden hedeflere yönelmiş ve top çevirmektedir.

Karagöz’ün yılın her günü, herkese hitap eden bir tiyatro disiplini olarak kabul görmesi yolundaki engel nedir peki?
Olmayan Karagöz algısının değişmesi zaman alacaktır. Kime sorsan ‘Biliyorum’ diye cevapladığı Karagöz oyununun düzenli oynadığı bir yer yok ve bizim oyunlarımıza gelenlerin hemen hepsi ilk defa tam metin bir Karagöz seyrediyorlar. Karagöz’ün bir tiyatro yapma şekli olduğunu önce konuyla ilgili olanlar kabul edecek ve buna yönelik oyunlarla da bu seyircide karşılık bulacak, başka yolu yok. Hızlanması mümkün mü, evet mümkün ama devlet desteğiyle. Duyurularak-tanıtılarak ve tabii ki önce devlet tarafının önce kabul etmesi ve bunu içine sindirmesi sonrası.

Godot Bize Gelmez, Öteki Tiyatro

Tüm yayınlar tasvirlerin nasıl yapıldığı, incelik ve ustalığı ile ilgili yani Karagöz’ün zanaat kısmıyla ilgilidir. Karagöz’ün sanat olan kısmı hemen hiç yoktur ve bu Hayali’nin çapıyla ilgilidir, sanatçılığıyla ilgilidir.”

Ayrıca Bakınız

Karagöz uyarlamalarında dengeyi nasıl koruyorsunuz? Gelenek direnmiyor mu, gelenek ile gelecek perdede nasıl çatışıyor? 
Elde olan tam metin Karagöz metinlerinin çoğu zaten Moliere uyarlamasıdır. Bence hiçbir sakıncası da yoktur. Öteki Tiyatro olarak benim-bizim yaptığımız da bir anlamda budur. Ancak bir farkla ki o da şudur. Ben/biz öyküyü almakla kalmayıp onu bu topraklardan bakarak yeniden okuyor yeniden yazıyoruz. Bunun için de sadece ‘komikliği kıstas olarak almıyoruz. Godot Bize Gelmez-Beckett oyununda yaptığımız gibi, dünya tiyatro tarihinin düşünce ağırlıklı eğlenceli zor oyunlarından birinin Karagöz’de yeniden yorumlanmasının amacı da budur. Shakespeare’in Venedikli Tacir ve Ionesco’nun Gergedanlar  oyunlarıyla hem metin düzeyinde hem de sergileme düzeyinde gösterilmiştir.

Gelenek denilen şey şu an, olan bölümlemeleriye bildik(!) Karagöz oyunlarının oynaması ile sınırlıdır. Ki o oyunlardan tam metin oynayabilen Karagözcü sayısı da bir elin parmaklarını geçmez. Bir de açıp okuyun çıkan tüm yayınlar tasvirlerin nasıl yapıldığı, incelik ve ustalığı ile ilgili yani Karagöz’ün zanaat kısmıyla ilgilidir. Karagöz’ün sanat olan kısmı hemen hiç yoktur ve bu Hayali’nin çapıyla ilgilidir, sanatçılığıyla ilgilidir. Tek bir kişinin yazdığı, yönettiği, oynadığı hatta pazarladığı bir yapımın elbette o tek kişisinin de donanımlı olması bir zorunluluktur ve bu zor hatta imkansız olandır. Bu sebeple de ortaklaşmayı gerektirir. Yani yazar-yönetmen-hayali-yapımcı ortaklığı ve bu yoktur ne yazık ki.. Herkes bildiğini okumaktadır ve de hiçbir sonuç alınamamaktadır.

Venedikli Tacir, Öteki Tiyatro

Tuzsuz’a başrol verdiğimiz bir oyun da olabilir ya da çocuklar için Karagöz’ün oğlu ve Hacivat’ın oğlunun merkezde olduğu bir çocuk oyunu da olacaktır. Yani diyorum ki, şu an Karagöz ile ilgili bir boş levha olan seyirci için bu bir fırsattır. Biz ne verirsek Karagöz de o olacaktır.”

Seyirci profiliniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Bugünkü mevcut durum ile hedeflediğiniz seyirci arasında nasıl bir makas var?
Her seyreden ilk defa bir Karagöz oyunu seyrediyor bu kesin. En fazla anaokullarındaki 10-15 dakikalar hariç. Karagöz bir tiyatro yapma şeklidir. Karagöz’deki tipler bana birer oyuncudur ve ben ne rol verirsem onu oynarlar. Karagöz ve Hacivat özelinde söylenecek şey ise: Ben Karagöz’ü kabaca Nasreddin Hoca çizgisine, Shakespeare soytarısı çizgisine çekmeye çalışıyorum. Hacivat: Hacivat. Diğer tüm tipler yere duruma göre değişir değişmelidir de. Venedikli Tacir oyunumuzun afişinde sadece Karagöz vardır, oyunda öyledir ama Godot Bize Gelmez oyunumuz iki karakteri de yani Hacivat ve Karagöz’ü de içerdiği ve anlattığı için afişte ikisi de vardır. Tuzsuz’a başrol verdiğimiz bir oyun da olabilir ya da çocuklar için Karagöz’ün oğlu ve Hacivat’ın oğlunun merkezde olduğu bir çocuk oyunu da olacaktır. Yani diyorum ki, şu an Karagöz ile ilgili bir boş levha olan seyirci için bu bir fırsattır. Biz ne verirsek Karagöz de o olacaktır.

Karagöz gölge sanatı için bugün yapılması gereken en acil şey nedir? Önce hangi adımı atmalı?
Tiyatro yapanların ve de özellikle yazanların konuya eğilmeleri ve bunu bir alan olarak bir imkân olarak görmeleri yolu açacaktır diye düşünüyorum. İkincisi düzenli oynamak-gişe açmak. Ki bunu biz iki oyundur yaptık yerleştirmeye de elimizden geldiğince çabalıyoruz.


Tüm Hakları Saklıdır 2024 - Tasarım: Merhaba Grafik