Oğul: Anlaşılmayı beklerken
Ben ikiye bölünmüş hissettim. Ne düşüneceğimi bilemez hale geldim… Yaşamak ağır geliyor.”
GÖRKEM MAVİ
Çağdaş Fransız tiyatrosunun önemli yazarlarından Florian Zeller’in kaleme aldığı Oğul, boşanan bir çiftin ergenlik çağındaki oğullarının yaşadığı depresyon üzerinden hem aileyi hem de modern toplumu sorguluyor. Nikola, babasına tam da o cümleyi söylüyor: “Yaşamak ağır geliyor.” Baba duyuyor, başlarda anlıyor gibi oluyor ya da öyle sanıyor. Oğul, işte bu “sanma” hâlinin nasıl bir yıkıma dönüşebildiğini soğukkanlı bir doğrulukla sahneleyen bir oyun.
Çankaya Sahne tarafından Aybek Erkay’ın çevirisi ve Mehmet Atay’ın rejisiyle sahnelenen oyun, Zeller’in aile ilişkilerini farklı perspektiflerden ele aldığı üçlemenin son halkasını oluşturuyor. Oğul, iletişimsizlik, kuşak çatışması ve bunların beslediği, hepimize fazlasıyla tanıdık gelen modern yalnızlık duygusu üzerinden çağdaş dünyanın açmazlarını derinlemesine bir şekilde sorguluyor.

EVDEKİ YABANCI OLARAK OĞUL
Babasının annesinden ayrılarak başka bir kadınla evlenmesinin ardından çiftin oğulları Nikola, yavaş yavaş içine kapanmaya ve değişmeye başlar. Annesi, okuldan gelen bir mektupla oğlunun üç aydır okula gitmediğini öğrenir ve durumu babasına bildirir. Baba, oğlunun üç aydır okula devam etmediğini fark edemediği için anneyi eleştirir. Bunun üzerine Nikola, babasının yanına taşınır. Yoğun iş temposuna rağmen oğluyla daha yakından ilgilenmeye çalışan baba, Nikola’ın kolundaki kesik izlerini gördükten sonra ona daha fazla zaman ayırmaya başlar.
Oğlunun yaşadığı sıkıntıları geride bırakabileceğine ve yeni bir başlangıç yapabileceğine inanır. Ancak Nikola’ın iç dünyasında büyüyen karanlıkla yüzleşmek, sandığından çok daha zor olacaktır. Her şeyin yoluna girdiğini düşünen baba, okuldan gelen yeni bir mektupla büyük bir şaşkınlık yaşar. Nikola aylardır yine okula gitmemektedir; her sabah evden okul için çıkmakta, ancak günlerini parklarda dolaşarak geçirmektedir. Böylece baba, bir zamanlar bu durumu fark edemediği için eleştirdiği annenin düştüğü kör noktanın içine kendisinin de düşmüştür. İntihara varan olaylar zinciri böyle başlar.

KUŞAK ÇATIŞMASININ SESSİZ TANIĞI
Oğul oyununun en çarpıcı eleştirilerinden biri anne ve babanın tutumunda gizli. Babasına içinde bulunduğu ruh hâlini açıkça dile getirken Nikola, yine de anlaşılmayı başaramıyor. Ebeveyn olmanın verdiği otoriteye sığınarak durumu kontrol altına almaya çalışan ebeveynleri kontrol etmek ile anlamak arasındaki farkı gözden kaçırıyorlar. Tam bu noktada baba ile oğul arasında gizemli bir yerde duran tüfek, hikâyenin düğüm noktalarından biri haline geliyor. Aile içinde konuşulmayan geçmişin ve kuşaklar boyunca aktarılan kırgınlıkların sembolü hâline gelen bu tüfek, kaçınılmaz sona da işaret ediyor.
Çankaya Sahne’nin Oğul‘u, bu sarsıcı akış içinde seyirciye kolay bir çıkış sunmuyor. Sahneyi terk ederken ne ebeveynleri suçlayabiliyorsunuz ne de Nikola’ı tam olarak anlayabiliyorsunuz. Belki de oyunun asıl başarısı bu: Kontrol etmek ile anlamak arasındaki uçurumu, ne melodram ne de teselli olmaksızın açık bırakmak.
“Oğul”
Yazar: Florian Zeller
Yönetmen: Mehmet Atay
Çevirmen: Aybek Erkay
Asistan: Özgür Özertural
Danışman: Uzman Klinik Psikolog Tuba Ertunç
Oyun Fotoğrafları: Kerem Kantarcı
Oyuncular: Deniz Altuntaş, Çağrıl Atay, Deniz Aygün Balkan, Deniz Özaydın, Çetin Karakul
Tek Perde, 90 dakika, +16

“Oğul”



