Jan Dark’ın Öteki Ölümü: Kutsalın pazarlığı ya da Jan Dark ne zaman ölür?
Sürünerek, onursuzca yaşamak mı; yoksa sürünmemek, onurunu kaybetmemek için ölmek mi? İşte bütün mesele bu…”
DİLAN AYDEMİR
Stefan Tsanev’in Jan Dark’ın Öteki Ölümü oyununda sorduğu soru, yalnızca kahramanın trajik ikilemi değil; aynı zamanda iktidar ile birey arasındaki kadim pazarlığın özeti. Hüseyin Mevsim’in çevirisiyle Tiyatroadam’ın sahnelediği yapım, bildik bir tarihsel kahramanlık güzellemesi sunmuyor. Irmak Bahçeci’nin kurduğu sağlam dramaturjik çatı, oyunun felsefi omurgasını Deniz Özmen’in rejisiyle birleştirerek, kutsal mitin, devlet ve kilise mekanizmaları tarafından iktidarın çarklarında nasıl ezilip ideolojik aygıta dönüştürüldüğünü deşifre ediyor.
Orta Çağ’ın en karanlık günlerinde, İngiliz işgali altındaki Fransa’nın ilahi kurtarıcı arayışına yanıt olan bir genç kadının, Engizisyon eliyle “cadı”ya dönüştürülmesi efsanesine farklı bir bakış getiriyor Jan Dark’ın Öteki Ölümü. Daha sonra onu azize ilan edecek olan kilise, 19 yaşındaki kahramanı “cadılık ve kafirlik” suçuyla yakmadan önceki gecede geçer hikâye. Sıra dışı bir Tanrı ile onu yakacak olan cellat, öğütleriyle iki farklı yol sunar Jan Dark’a. Reji, Jan Dark’ın tecritte tutulduğu atmosferi “oyun içinde oyun” mantığıyla inşa etmiş. Sahne, fiziksel zindandan ziyade, kavramların ve kimliklerin birbirine dönüştürüldüğü, gerilimin her an tırmandığı sorgu merkezi.
Pelin Abay, hayatta kalma arzusuyla içine düştüğü kimlik bölünmesini kırılganlık değil, keskin direnişle; Deniz Özmen, bürokratik soğukkanlılığı barındıran “tanrısal” manipülasyonla; Berk Yaygın ise cellat tiplemesinin pragmatik gaddarlığıyla sahneyi nefes alınması güç sorgu odasına çeviriyor. Bu üçlü, sahnedeki çatışmayı sadece sözlü diyaloglarla değil, bakışların ve duruşların yarattığı zengin alt metinlerle besleyerek karakterlerin içsel dünyasını görünür kılıyor. Üçlü, oyunun içine ustalıkla serpiştirilmiş kara mizahı, karakterlerin çaresizliğiyle harmanlayarak, bizi gülüşün soğuk, karanlık boşluğuyla baş başa bırakıyor. Bu komedi, sistemin trajik saçmalığını görünür kılan, seyirciyi konumundan çıkarıp absürtlüğün tam merkezine yerleştiren, sarsıcı araç gibi işliyor. Performanslar, iktidarın “gösteri toplumu” üzerindeki manipülasyonunu gözler önüne sererken, oyun zindanın sınırlarını aşarak kendi hakikatlerimizden nasıl vazgeçtiğimizi tescilleyen, acımasız yüzleşmeye evriliyor.

Deniz Özmen’in rejisi, ağır teolojik yükü grotesk estetikle kuruyor; kasvetli atmosfer ise bireyin üzerine çöken ideolojik üst yapının görsel tezahürü gibi işliyor. Sahne tasarımı, dekorun her parçasını işkence veya direniş aracına dönüştürürken, Alihan Baltacı’nın ışık tasarımı başarılı. Müzik Vehbi Can Uyaroğlu, ses operatörlüğü Ömer Dinar imzasını taşırken, ortaya çıkan ses tasarımı rejinin nabzıyla eşzamanlı, dinamik gerilim hattı inşa ediyor. Teknik disiplin, sadece oyunun felsefi altyapısını görünür kılmakla kalmıyor; karakterin zindandaki sıkışmışlığını fiziksel ağırlığa dönüştürüp sahnenin her köşesine siniyor. Rejinin temposu, sorgulamanın ilerleyişiyle orantılı olarak yükselirken, sahnede akan gerilimin dozu da an be an tırmanıyor. Sahne tasarımının sunduğu klostrofobik yapı, zaman algısını da bozarak, seyirciyi tarihsel zindanın içine hapsediyor; ışık oyunları ise karakterlerin iç dünyasındaki aydınlık ve karanlık çatışmasını, izleyicinin zihnine kazınacak keskinlikte yansıtıyor.
Oyunun gücü, Jan Dark efsanesini dokunulmaz kutsal aura içinden çekip çıkararak, iktidarın kanlı ve kirli düzeneklerine malzeme etmesinde yatıyor. Tiyatroadam, tarihin tozlu sayfalarında kalmış figürleri günümüzün çürümüş politik iklimine taşırken, sahneyi devasa yargılama kürsüsüne çeviriyor. Seyirci, sadece koltuğunda oturmuyor; oyun boyunca devam eden sahte yargılama sürecinin, manipülatif propagandaların ve kaçınılmaz sonun ortağı haline getiriliyor. Sahne üzerindeki çatışma, günümüz dünyasında hakikatin nasıl çarpıtıldığını, medyanın ve siyasi aygıtların tarihi nasıl yeniden yazabildiğini gözler önüne seriyor.
Jan Dark’ın Öteki Ölümü, iktidarın kurduğu sahte oyunları deşifre ederken, izleyiciyi önce ironik kahkahalarla sarsıyor; hemen ardından o kahkahaların yarattığı boşlukta, sistemin çarpıklığıyla yüzleşmeye zorluyor. Oyunun sonunda sistem kendi kurmaca kahramanını kusursuzca var ederken, sahnede kurban edilen tarihsel figür değil, insanlık onuru ve o onuru omuzlayan tiyatro sanatının ta kendisi oluyor. Sahne ışıkları söndüğünde geriye kalan, iktidarın sahte zafer çığlıkları değil, bireyin kendi hakikati uğruna gösterdiği o son, onurlu direnişin yankısı oluyor. Gökler ve yer çarpışırken çağlar boyu unutulmayacak bir azize küllerinden doğuyor!
“Jan Dark’ın Öteki Ölümü”
Yazan: Stefan Tsanev
Çeviren: Hüseyin Mevsim
Yöneten: Deniz Özmen
Dramaturg: Irmak Bahçeci
Müzik Tasarım: Vehbi Can Uyaroğlu
Dekor Tasarım: Deniz Özmen
Işık Tasarım/Kumanda: Alihan Baltacı
Ses Kumanda: Ömer Dinar
Afiş Tasarım: Sezen Özyıldız
OyunFotoğrafları: Emre Mollaoğlu
Oyun Asistanı: Ömer Dinar

“Jan Dark’ın Öteki Ölümü”


