3 Jokerli Konken: Komik olan kim?
TAMER YILMAZ
Ankara Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, yeni sezonu 3 Jokerli Konken ile açtı. İkinci temsilinde izlediğim oyun, altmışlı yaşlarındaki üç dul kadının gündelik alışkanlıklarından hareketle yaşlılık, dayanışma ve sosyal devletin sorumlulukları üzerine bir komedi kuruyor. On yıldır haftada iki kez bir araya gelip konken oynayan Herta, Lisa ve Agnes, yakınlarındaki bakım evinin ekonomik nedenlerle kapanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu öğrenince harekete geçmeye karar veriyor. Çözüm önerileri ise alışılmışın dışında: Banka soymak!
Petra Blume’nin bu hikâyesi, komik bir durumun ötesinde, insanları böyle bir karara götüren toplumsal koşulları düşündürüyor. Başkalarının yaşamını korumak için suça başvurmayı göze alan üç kadın, yasa ile vicdan arasındaki çatışmayı görünür kılıyor. Ancak banka soygunu kararının oyunun başında oldukça hızlı alınması, hikâyenin inandırıcılığı açısından tartışmaya açık. Kadınların bakım evine ilişkin kaygıları, çaresizlikleri ve başka çözüm yollarının neden yetersiz kaldığı biraz daha belirginleştirilseydi, bu keskin karar seyirci açısından daha anlaşılır bir zemine oturabilirdi. Komedinin hızını kesmeden kurulacak birkaç dramaturjik ayrıntı, hem karakterlerin motivasyonunu güçlendirebilir hem de soygun fikrinin yarattığı şaşkınlığı daha etkili kılabilirdi.
KONKENİN SINIFSAL ÇAĞRIŞIMI
Oyunun dikkat çekici taraflarından biri de konken üzerinden kurduğu sınıfsal çağrışımla ilgili. Türkiye’de konken, zaman zaman varlıklı, ayrıcalıklı ve boş vakti bol bir kesimin uğraşı olarak algılanıyor. Kart masasının etrafındaki kadınlar, bu bakımdan kolayca toplumsal bir klişenin içine yerleştirilebilir. Oysa 3 Jokerli Konken, bu kadınları yalnızca kendi konfor alanlarında yaşayan kişiler olarak sunmuyor. Onlar, yaşıtlarının ve arkadaşlarının yaşam koşullarını iyileştirmek için kendi düzenlerini riske atmayı göze alıyorlar. Konken masası böylece sınıfsal bir alışkanlığın göstergesi olmaktan çıkıp dayanışmanın başladığı yere dönüşüyor. Oyunun ironisi de burada: Başlangıçta ayrıcalıkla ilişkilendirilen bir uğraşın etrafında toplanan kadınlar, toplumsal sorumluluk karşısında ayrıcalıklarını korumaya çalışmak yerine harekete geçiyorlar.

KOMEDİNİN ÖLÇÜSÜ
Durum komedisi, oyunculuk açısından bıçak sırtında yürümek gibidir. Abartının dozu kaçtığında karakterler karikatüre, sahne de müsamere havasına yaklaşabilir. Her şeyi gündelik gerçekliğe sabitlemek ise komedinin teatral etkisini zayıflatabilir. Bu nedenle asıl mesele, oyuncuların ne kadar komik olduğu değil, komediyi hangi araçlarla ürettiğidir. Durumlar komiktir; oyun kişileri komik olmaya çalışmak zorunda değildir. Oyuncu seyirciyi güldürmek için fazladan çaba gösterdiğinde, içinde bulunduğu durumun mizahını gölgeleyebilir. Gereğinden fazla vurgulanan jestler ve tepkiler, komedinin kendiliğinden doğan etkisini azaltır. Gamze Karababa, oyunun ikinci temsilinde bu dengeyi en istikrarlı biçimde koruyan oyuncu olarak öne çıktı.
Genç bir oyuncunun yaşlı bir karakteri canlandırırken yalnızca yavaş yürümek ya da bedenini öne eğmek gibi fiziksel işaretlere yaslanmaması gerekir. Karababa, karakterinin yaşını duruşuna, beden diline ve hareket hızına taşıyarak inandırıcı bir fiziksel bütünlük kuruyor. Yaşlılığı seyirciye göstermeye çalışmıyor; karakterin bedeninde yaşatıyor. Üstelik bunu komik görünme çabasına dönüştürmüyor. Devlet Tiyatroları geleneğinden gelen oyuncunun eğitimli ve dikkatli yaklaşımı, karakterin inandırıcılığını korurken oyunun temposunu da taşımasını sağlıyor. İki perde boyunca bu ölçüyü sürdürebilmesi, oyunculuğunu benim açımdan yapımın en güçlü taraflarından biri hâline getirdi.
REJİ, BİÇEM VE TEMPO
Yönetmen Alpay Ulusoy’u Devlet Tiyatrolarındaki başarılı çalışmalarından tanıyoruz. 3 Jokerli Konken’deki dinamik rejisi, farklı oyunculuk üsluplarını ortak bir sahne dili içinde buluşturma çabasıyla dikkat çekiyor. Belediye tiyatrolarında zaman zaman karşılaşılan biçem sorunu, oyuncuların aynı sahnede farklı gerçeklik düzeylerinde kalmasıdır. Bir oyuncunun gündelik gerçekçiliğe yaslandığı yerde diğerinin aşırı abartılı bir yoruma yönelmesi, ortak ritmi bozabilir. Ulusoy’un rejisi bu sorunu bütünüyle ortadan kaldırmasa da farklı yorumları oyunun bütünlüğü içinde tutmayı büyük ölçüde başarıyor.
Emre Kaleci’nin dekor tasarımı gerçekçi ve işlevsel bir sahne alanı oluşturuyor. Eylem Selin Güldiken’in ışık tasarımı da genel aydınlatma ve polis baskınıyla ilişkili efektler bakımından oyuna hizmet ediyor. Bu unsurlar gösterişli bir tasarım iddiasından çok, sahne üzerindeki eylemi destekleyen bir anlayışla kurulmuş.
Buna karşılık oyunun süresi ve ritmi yeniden düşünülmeye değer. Daha önce başka bir topluluk tarafından 75 dakika ve tek perde olarak oynanan yapımın burada iki perde olarak sahneye konması, seyir deneyimini güçlendirmekten çok zaman zaman gevşeten bir etki yaratıyor. İkinci temsilin kendine özgü tempo sorunları elbette bunda pay sahibi olabilir. Yine de oyunun sıkılaştırılarak tek perdeye indirilmesinin daha etkili bir sonuç vereceğini düşünüyorum.
Komedide ritim yalnızca oyuncuların konuşma ve hareket hızından ibaret değildir; sahnelerin birbirine nasıl bağlandığı, bir durumun ne zaman sonlandırıldığı ve seyircinin beklentisinin ne kadar süre canlı tutulduğu da belirleyicidir. 3 Jokerli Konken, gereksiz uzamalardan arındırıldığında anlatmak istediğini daha güçlü duyurabilir.
3 JOKERLİ KONKEN’İN ARDINDAN
3 Jokerli Konken’den ayrılırken aklımda yalnızca banka soymaya karar veren üç kadının yarattığı komedi kalmadı. Yaşlılık, toplumsal sorumluluk ve kadınların dayanışma yoluyla yaratabilecekleri değişim de oyun sonrasında düşünmeye devam ettiğim meselelerdi. Salondan, keşke dünyayı kadınlar yönetseydi; belki bu kadar savaş, gözyaşı ve ölüm yaşanmazdı, düşüncesiyle ayrıldık. Bu, oyunun kanıtladığı bir sonuç değil; kadınların birlikte hareket etme gücünden doğan kişisel bir düşünceydi.
3 Jokerli Konken, kusursuz bir oyun değil; ancak oyunculuk ve rejisi bakımından dikkate değer tarafları var. Gamze Karababa’nın ölçülü oyunculuğu ve Alpay Ulusoy’un farklı yorumları ortak bir sahne dilinde buluşturma çabası, yapımın öne çıkan yanları. Daha sıkı bir dramaturjik düzenlemeyle etkisi artabilecek olan oyun, seyirciye hem gülmek hem de yaşlılık, dayanışma ve sosyal devlet üzerine düşünmek için alan açıyor.
Konken masasından başlayan hikâyenin asıl kazancıysa belki de burada: Bir araya gelmenin, başkasının yaşamını önemsemenin ve gerektiğinde alışılmış düzeni bozmanın mümkün olduğunu hatırlatmak.
*Oyun, 27, 30 ve 31 Ekim günleri saat 20.00’de Ankara Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Büyük Sahne’de izleyici ile buluşacak.
“3 Jokerli Konken”
Yazan: Petra Blume
Çeviren: Yücel Erten
Yöneten: Alpay Ulusoy
Dekor tasarımı: Emre Kaleci
Işık tasarımı: Eylem Selin Güldiken
Oyuncular: Havva Didem Gerçek, Gamze Karababa, Nergiz Zaimi, Mehtap Maman Çöklü, Serkan Kaya

“3 Jokerli Konken”


