Şuan Okunan
Yaşam Özlem Gülseven: Birbirimizi duymaya ve çözümü düşünmeye ihtiyacımız vardı

Yaşam Özlem Gülseven: Birbirimizi duymaya ve çözümü düşünmeye ihtiyacımız vardı

Tiyatroda sahne arkasında bırakılan bir lamba vardır: Hayalet ışığı. Salon boşaldığında, seyirci ayrıldığında, sahne karanlığa teslim olduğunda yanmaya devam eder. Michael M. Chemers’in “karanlıkta yön bulmaya yardım eden, ilişkileri görünür kılan, riskleri fark ettiren bir eşlik biçimi” olarak dramaturgu anlatmak için kullandığı bu imge, Dramatist Dramaturglar ve Oyun Yazarları Derneği için de önemli bir yerde duruyor. Türkiye’de dramaturji de uzun zamandır biraz böyle bir yerde duruyor. Var ama görünmez, vazgeçilmez ama tanımlanması zor, her üretimde yeniden keşfedilmesi gereken bir emek alanı…

Dramatist Türkiye, tam da bu görünmezliğe karşı, bir “buluşma alanı” fikriyle yola çıktı ve bağımsız bir platformdan yeni kurulan bir derneğe uzanan yolculukla bugün önemli bir eşiğe geldi. Kurucu Yönetim Kurulu üyelerinden Yaşam Özlem Gülseven ile derneğin hikâyesini, ortak bir dil kurma çabasını ve önümüzdeki dönem hedeflerini konuştuk.

Söyleşi: BEYZA YILDIRIM

Dramatist Türkiye fikri nasıl ortaya çıktı? Bu oluşumu doğuran ihtiyaçlar nelerdi?

Dramatist, dramaturglar ve oyun yazarlarının Türkiye’de çoğu zaman dağınık, birbirinden habersiz ve yapısal olarak kırılgan koşullarda üretim yapmasına karşı hissettiğimiz huzursuzluğun bir sonucuydu. Özden’le (Işıltan) birlikte TEB Oyun Dergisi’nde çalışıyorduk ve çoğu zaman sohbetlerimiz yaptığımız işe dair şikâyetlere dönüşüyordu. Şikâyet etmenin tuhaf bir gücü var belki. Bu konuşmalar zamanla şikâyetten ihtiyaçları tanımlama çabasına dönüştü. Özellikle dramaturjinin tiyatroda görünmeyen bir emek alanı olması, hâlâ birçok tiyatronun neden bir dramaturgla çalışması gerektiğinden emin olamaması, bize karşılıklı bir problem gibi hissettirdi. Tanınmayı talep ediyoruz, peki kendimizi anlatmaya ne kadar uğraşıyoruz? Aynı zamanda ikimiz de adım atılması gereken birçok konuyla ilgili meselelerin hiç de kişisel olmadığını, yapısal sorunlarla mücadele ettiğimizi anlamaya başladık. En temelde bizim yaptığımız işi sürdürebilmek için bir araya gelmeye, birbirimizi duymaya ve sorunlardan çok çözüm ihtimalleri üzerine düşünmeye ihtiyacımız vardı.

Derneğin ilk yönetim kurulunda Yaşam Özlem Gülseven, Onur Gazdağ, Özden Işıltan, Sinem Özlek ve Oğuz Arıcı bulunuyor.

 

 

 

 

Buradan baktığımda benim için daha önemli olan kısmının deneyimleri paylaşarak ve kayıt altına alarak ortak bir dile katkıda bulunmak olduğunu görüyorum. Buluşma alanı ifadesini çok severek tercih etmiştik. Buluşmak, bence dayanışmadan, temsil meselesinden, görünürlük kaygısından önce çok daha geçirgen bir alanda birbirine temas etmeyi ifade ediyor bizim için.”

Mesleki dayanışma açısından oyun yazarları ve dramaturglar için bir buluşma alanı olarak Dramatist Türkiye neden önemli? Türkiye’de böyle bir platforma neden ihtiyaç duyuluyor?

Dramaturglar ve oyun yazarları çoğu zaman birbirine yakın dertlerle uğraşsa da, Türkiye’de bu iki alan arasında süreklilik taşıyan bir temas alanı yok. Herkes kendi üretim sürecinin, kendi kurumunun ya da kendi koşullarının içinde çalışıyor. Bu da bence ortak sorunların ortak bir dile kavuşmasını zorlaştırıyor. Oysa mesleki dayanışma biraz da birbirinin deneyiminden haberdar olmakla, yalnız olmadığını hissetmekle ve benzer yapısal meseleleri birlikte konuşabilmekle mümkün değil mi?

Bu mesleklerin görünürlüklerini güçlendirecek bir alan olarak başladık ama şimdi buradan baktığımda benim için daha önemli olan kısmının deneyimleri paylaşarak ve kayıt altına alarak ortak bir dile katkıda bulunmak olduğunu görüyorum. “Buluşma alanı” ifadesini çok severek tercih etmiştik. Buluşmak, bence dayanışmadan, temsil meselesinden, görünürlük kaygısından önce çok daha geçirgen bir alanda birbirine temas etmeyi ifade ediyor bizim için.

Platform olarak başlayan bu süreç şu anda dernekleşme aşamasında. Bu dönüşüm nasıl gelişti?

Bağımsız bir platform olarak Dramaturji: Ses ve Söz projesini yürüttükten sonra, ortaya çıkan çıktılara dönüp yeniden baktık ve bazı tekrar eden örüntüler görmeye başladık. Oyun yazarlarının yaşadığı birçok yapısal sorun, farklı biçimlerde dramaturgların da karşısına çıkıyordu. Bağımsız olmanın daha esnek, daha hızlı ve hareket alanı geniş bir tarafı var elbette. Ama ihtiyaçlar somutlaştıkça, bazı meseleler için daha kalıcı ve resmi bir zemine de ihtiyaç olduğunu gördük. Bağımsız bir platformken birçok şeyi düşünebilir, tartışabilir ve görünür kılabilirsiniz ama bir noktadan sonra bazı başlıklarda bunun ötesine geçmek gerekiyor. Mesela bir dramaturgun emeğinin neden hâlâ birçok yerde görünmez kaldığını yalnızca kendi aramızda konuşmak başka şey, buna dair ortak bir çerçeve oluşturup bunu tiyatrolarla, festivallerle ya da ilgili kurumlarla paylaşabilmek başka. Aynı durum oyun yazarlarının telif, sözleşme ve mesleki tanım meseleleri için de geçerli.

Dramatist Dramaturglar ve Oyun Yazarları Derneği’nin kuruluş sürecinden bahsedebilir misiniz? Derneğin temel amaçları, uzun vadeli hedefleri ve faaliyetleri kapsamında görünür kılmayı hedeflediğiniz alanlar neler?

Dramatist Dramaturglar ve Oyun Yazarları Derneği’ni kurarken amacımız dramaturji ve oyun yazarlığını mesleki ve düşünsel bir alan olarak güçlendirecek bir yapı oluşturmaktı. Öncelikli amaçlarımızdan biri bu alanlarda üretilen deneyimin, bilginin ve düşüncenin dolaşıma girebildiği ortak bir zemin yaratmak. Bu nedenle yayınlar, buluşmalar, araştırmalar, arşiv çalışmaları, açık çağrılar ve iş birlikleriyle hem mesleki paylaşımı güçlendirmeyi hem de bu alanların kendi hafızasını oluşturmaya katkı sunmayı önemsiyoruz. Uzun vadede hedefimiz, dramaturji ve oyun yazarlığı alanlarında mesleki tanım, meslek etiği ve çalışma koşullarına dair daha güçlü bir ortak çerçevenin oluşmasına katkı sunmak. Bu alanlarda çalışanların ihtiyaçlarını görünür kılan, iyi uygulamaları çoğaltan, ilke ve standart önerileri geliştiren; araştırma, yayıncılık, arşivleme, eğitim, mentorluk ve ağ kurma çalışmalarıyla kalıcı bir mesleki altyapı oluşturan bir yapı olmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda yerel üretimleri merkeze alan, farklı bölgelerdeki tiyatro pratikleri arasında ilişki kuran ve ulusal/uluslararası ölçekte bilgi ve deneyim alışverişini güçlendiren bir hat kurmak istiyoruz.

Üretim süreçlerinin, yöntemlerin ve tiyatro ekosisteminin işleyişini anlamamızı sağlayacak, buradaki bilgi birikiminin izini sürecek daha süreklilik taşıyan işler üretmek istiyoruz. Mesleki haklar, çalışma koşulları ve etik çerçeveler üzerine rehberlik edebilecek, tartışma açabilecek kaynaklar üretmek de öncelikli hedeflerimiz arasında.”

Dernek kapsamında hayata geçirmeyi planladığınız projelerden bahsedebilir misiniz?

Yayıncılık ve editoryal üretim hattını sürdürmek istiyoruz. Yeni açık çağrılar, çeviriler ve dosyalar dernek sürecinde de devam edecek. Bunun yanında dramaturji ve oyun yazarlığı alanında deneyim aktarımını ve mesleğe katılımı güçlendirecek programlar, atölyeler, buluşmalar planlıyoruz. Bir başka önemli başlık da arşiv meselesi. Şu ana kadar arşivlemeye farklı bağlamlarda yaklaşmaya çalıştık, çünkü daha önce de bahsettiğim ortak dili yaratacak olan şey, arşiv yaratmakla doğrudan bağlantılı. Üretim süreçlerinin, yöntemlerin ve tiyatro ekosisteminin işleyişini anlamamızı sağlayacak, buradaki bilgi birikiminin izini sürecek daha süreklilik taşıyan işler üretmek istiyoruz. Mesleki haklar, çalışma koşulları ve etik çerçeveler üzerine rehberlik edebilecek, tartışma açabilecek kaynaklar üretmek de öncelikli hedeflerimiz arasında.

Bu projelere ve genel olarak Dramatist Türkiye çalışmalarına nasıl dahil olunabilir?

Aslında herkes “merhaba” diyerek dahil olabilir. Açık çağrıları takip ederek, buluşmalara katılarak, bir fikrini ya da önerisini paylaşarak… Derneğin yapısı içinde de bu yaklaşımı korumaya çalışıyoruz. Üyelik, gönüllü katkı ve proje bazlı katılım gibi farklı biçimler üzerine düşünüyoruz. Henüz erken bir aşamadayız. Bu yüzden karşılaştığımız ilgiyi daha sürdürülebilir katılım biçimlerine dönüştürecek süreçleri henüz duyurmadık. Ama yakın zamanda herkesle paylaşacağız.

Meslekte karşılaşılan sorunlar ve yapısal problemler derneğin odağında ne kadar yer alacak?

Ayrıca Bakınız

Mesleki savunuculuk bizim için çok merkezi bir yerde duruyor. Mesleki tanımın belirsizliği, tiyatro ekosisteminde sık tekrarlandığı için zamanla olağanlaşan adaletsizlikler, çalışma ilişkilerindeki muğlaklık, telif ve sözleşme meseleleri, üretim süreçlerinde emeğin nasıl tanımlandığı ve nasıl görünmezleştiği bizim doğrudan ilişki kurduğumuz başlıklar.

Türkiye’de dramaturji oldukça geniş ve zaman zaman belirsiz bir alan olarak görülüyor. Siz bu meslek pratiğini nasıl tanımlarsınız?

Dramaturjinin belirsizliği ya da tiyatro pratiğinde daha muğlak bir alan olarak görülmesi, bence biraz da tek bir işleve indirgenememesinden kaynaklanıyor. Ben dramaturjiyi daha çok üretim sürecine eşlik eden bir eleştirel dikkat, bağlamsal düşünme ve soru sorma biçimi olarak görüyorum. Metinle sahne, yazarla yönetmen, tasarımla düşünsel arka plan arasında ilişki kuruyor, prova süreci boyunca ortak bir dilin oluşmasına katkı sunuyor. Ama tabii bunu tarif etmenin başka yolları da var. Mesela Michael M. Chemers, Ghost Light kitabında dramaturgu sahne arkasında kullanılan “hayalet ışığı” imgesiyle anlatıyor: karanlıkta yön bulmaya yardım eden, ilişkileri görünür kılan, riskleri fark ettiren bir eşlik biçimi.

Peki dramaturg kimdir? Tiyatro üretim sürecinde nasıl bir rol üstlenir?

Bu her oyunla birlikte değişir, yeniden tanımlanır. Belirli çerçevelere ihtiyaç duyulsa da, aslında bu rolün oyunun ve oyun ekibinin ihtiyaçlarına göre yeniden kurulması bana daha gerekli geliyor. Yönetmenin nasıl bir tasarımı olduğu ve dramaturgu bu tasarımın neresinde konumlandırdığı belirleyici olabilir. Örneğin, çeviri bir metinde çalışan bir dramaturgla, bir performansta çalışan biri aynı işi yapamaz. Ama genel olarak dramaturg metin sürecine dahil olabilir, çeviri karşılaştırabilir, uyarlama kararları üzerine düşünebilir, tarihsel ve kuramsal araştırma yapabilir, prova başlamadan önce ekip için okuma dosyaları hazırlayabilir. Sahneleme sürecinde yönetmenle ritim, yapı, odak, geçiş ve bütünlük üzerine çalışabilir, oyuncularla karakter, durum ya da ilişkiler üzerine konuşabilir. Hareket tasarımcısıyla bedenin dramaturjisi, ışık ve dekor tasarımıyla kurulan dünyanın anlamı üzerine ilişki kurabilir. Tek bir görev listesiyle tanımlamak zor ama üretimin farklı katmanları arasında düşünsel bir bağ kurduğunu söylemek mümkün.

Mesleki bellek ve arşiv oluşturma konusunda derneğin nasıl bir rol üstlenmesini hedefliyorsunuz?

Arşivin öncelikle bir topluluk hafızası yaratmakta önemli olduğunu düşünüyorum. Şu ana kadarki projelerde de hep arşiv fikrinin etrafında şekillenen çalışmalar yürüttük. Derneğin burada üstlenebileceği en önemli rollerden biri, kaybolma ihtimali çok muhtemel olan bu birikimi görünür kılmak, kayda geçirmek ve ilişkilendirmek olabilir. Bu yaklaşımın hem var olan sorunları tespit etmeyi kolaylaştırdığına hem de bir gelecek kurgusu yapabilmeyi mümkün kıldığına inanıyoruz. Biz de çalışmalarımızı bu perspektif üzerinden yürütmeyi amaçlıyoruz.

Son olarak derneğin faaliyetleri hangi kanallar üzerinden takip edilebilir?

Dernekle ilgili üyelik süreci dahil tüm bilgilere dramatist.tr adresi üzerinden ulaşılabilir. Aynı zamanda dramatistturkiye.com adresinde aktif olarak yayın yapmaya devam ediyoruz. Sosyal medyada güncel çağrıları, projeleri, etkinlikleri duyuruyoruz. Bizimle iletişime geçmek isteyen herkes info@dramatist.tr adresi üzerinden bize mail atabilir.

 


Tüm Hakları Saklıdır 2024 - Tasarım: Merhaba Grafik