Şuan Okunan
Hep Güzel Kal: Şehir Tiyatroları günlerine tanıklık

Hep Güzel Kal: Şehir Tiyatroları günlerine tanıklık

Yönetmen, oyuncu Hülya Karakaş, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda çalıştığı 34 yıldan süzülen anılarını yazdı. Kurumda geçen yıllara, her dönemin güncel tartışmalarına ve mesleğin kadınlara ödettiği bedele dönük bir bellek kitabı olan Hep Güzel Kal, Ulukuş Yayınları’nın Dipköşe dizisinden çıktı.

Hep Güzel Kal, bir tiyatro anısı derlemesinden çok, bir tanıklık ve bir kayıt tutma girişimi. Yazar niyetini arka kapakta ortaya koyuyor; Şehir Tiyatroları belleği oluşturmaya çalıştığını söylüyor: Bellek özürlü bir toplumun, tiyatrosunun da belleği zayıf. İyi ya da kötü yazı kalır. Bir gün ihtiyaç hasıl olduğunda açar okursun, gerçeği en rafine haliyle görürsün.” Karakaş hakikat vurgusunu “Eksik yazdım, fazla yazmadım”, “Sadece gerçekleri yazdım” cümleleriyle sürdürüyor; “gerçeğin pirelerinin huzursuz bünyeye sahip insanları kaşındırdığını, temizlenmeye teşvik ettiğini” hatırlatıyor.

Kitabın kapağında 1930’lu yıllarda Darülbedayi’de çalışan kadın oyuncular var. Bu okuru yanıltmasın, bir tarih anlatımı değil Hülya Karakaş’ın yaptığı. Öznel bir tarihi nesnel bir anlatımla birleştirme iddiasında. Kitabın ilk yazısı, anlatılan tarihin de başladığı noktada duruyor: “Şehir Tiyatroları’na nasıl girdim?” SHP’nin yerel yönetimlerde iktidara geldiği 1989’da başlayan serüven, bugün emeklilik günlerinde yazılan kitabın başlangıcı oluyor. Bireyin hikâyesi ile kurumun hikâyesi iç içe geçiyor Hep Güzel Kal’da, “erkek merkezli anlatı”ya itiraz da özel bir yerde duruyor. Hülya Karakaş “mesleğin öznesi oldukları halde tiyatronun tarihsel anlatısından sistematik olarak dışlandığını” düşündüğü kadınlara özel bir yer ayırıyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği kitaptaki bir tema değil, kitabın ruhuna işlemiş bir yaklaşım. Hâlâ tartışılan ve hafızalarda olan bazı taciz vakalarını da bu yaklaşımla işliyor. Yaşadığı zorlu mobbing sürecini de büyük bir açıklık ve cesaretle yeniden gündeme getiriyor.

1989-2024 arası Şehir Tiyatroları’nda çalışan Hülya Karakaş, emeklilik günlerinde ilk iş bu kitabı yazmaya girişmiş. “Zamanı geldi” demiş, ancak sadece “hatırladıkları” ile yetinmemiş. Tiyatro Dünyası ve Mimesis dergilerinin dijital arşivlerini ve Özdemir Nutku’nun kitaplarını temel kaynakları arasında sayıyor. Kişisel hafızası ve tanıklığını kaynaklarla doğruladığı bir yöntem kullanmış. Ancak kitabın akışı kronolojik bir akış değil, girizgâhın hemen ardından pandemi günlerinin karanlığı gelebiliyor. Dijitalleşmenin dertlerinden hemen sonra 25 yıl önce maruz kaldığı mobbinge geçebiliyor. Kurum içi “küçük” iktidar çatışmaları, yönetici değişiklikleri de kitabın ilgi alanında, sanatsal tercihler ve yönelimler de. “1 liraya tiyatro” dönemine ya da Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılıp yeniden yapılmasına eleştirel bakışını ifade ettiği bölümler de dikkat çekici. “Yetmez ama evet” meselesi, 15 Temmuz darbe girişimi, AKP’nin kültür politikaları gibi genel politik gündemleri de kendi kişisel hafızasından süzdüğü yaklaşımıyla kâğıda döküyor.

Yazar, Darülbedayi’yi her koşulda “Güzellikler Evi” olarak adlandırmaktan vazgeçmiyor, umutlu bir anlam yüklüyor ve kitabın adını da bu bakış açısıyla kuruyor. Eleştiri, bireysel anlatının ve tek tek olayların ötesine geçen kurumsal bir tartışma ya da itiraza dönüşmüyor.  Hep Güzel Kal, adında olduğu gibi, odağına aldığı kurumla yüzleşme kitabı değil, aksine “Muhsin Ertuğrul’dan bugüne, bugünden yarına, yüz yıl daha tiyatrocuların evi, Cumhuriyet’in kalesi olacak” övgüleriyle olası eleştirel anlamların önüne geçiyor. “Her şeyi hatırlamak, bir tür deliliktir” cümlesiyle biten kitap, bir anlamda sanatçının 34 yılını geçirdiği kurumdaki tanıklıklarıyla bezeli bir “umut ve övgü” kitabı. Anlattığı tüm olumsuz hatıralara rağmen yazarın temel yaklaşımından yansıyan “güzelliklere dair” bir umut.

Kitapta kısa kısa yazılarla anlatılan o kadar çok olay, bu olaylarda geçen o kadar çok isim var ki, okuma kolaylığı açısından “Keşke bir isim indeksi olsaydı” dedirtiyor okurken. Zaten Hülya Karakaş da kitaba açık bir işlev yüklüyor: “Bir gün ihtiyaç hasıl olduğunda açar okursun.” Bu bir anı kitabı tarifi değil, bir başvuru kaynağı tarifi. Başvuru kaynağının kendi kuralları var: kronoloji, dizin, kaynak künyesi. Hep Güzel Kal birincisini bir anlatım tarzı olarak reddediyor, üçüncüsünü kaynaklarını sayarak kısmen karşılıyor, ikincisini ise büsbütün eksik bırakıyor. En azından şimdilik.

Bir bellek kitabından beklenen, hatırlananların dökümü kadar, hatırlamanın nerede durduğunun da görünür olmasıdır; Hülya Karakaş’ta bu sınır kurumun eşiğinden geçiyor. Elimizdeki tanıklık az şey değil: Şehir Tiyatroları’nın son otuz beş yılına içeriden bakan kaç metin var? Kişi ve oyun adlarını içeren bir dizin, o yükün ancak yarısını okurun sırtından alabilir; ötesi bu kitabın açtığı dosyayı devralacak, Şehir Tiyatroları’nı anlatmaya devam edecek olanların işi.

“Hep Güzel Kal-Darülbedayi”

Hülya Karakaş

Ulukuş Yayınları

Editör: Umay Üzümcü

Kapak tasarımı: Kerem Yeğin

Haziran 2026, İstanbul


Tüm Hakları Saklıdır 2024 - Tasarım: Merhaba Grafik